REY VE HADİS EKÖLLERİNİN MUAZZAM KÖPRÜSÜ: İMAM ŞÂFİÎ VE FIKIH USULÜNÜN DOĞUŞU
İslam hukuk, tefsir, hadis ve edebiyat tarihine yön veren, taraftarları bugün Doğu Anadolu’dan Güneydoğu Asya’ya kadar uzanan en meşhur fıkıh otoritelerinden biri İmam Şâfiî’dir. Soyu Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile Abdülmenâfoğullarında birleşen ve tam adıyla Muhammed bin İdris eş-Şâfiî (v. 204/820) olan bu devasa deha, Gazze’de dünyaya gelmiştir. O, sadece Şafiî mezhebinin kurucusu değil; İslam dünyasında o güne kadar dağınık halde bulunan hukuki yorumları bilimsel bir standarda oturtan, yani “Fıkıh Usulü” bilim dalını dünyada ilk kez icat eden muazzam bir metodoloji dâhidir.
Mekke Çöllerinden Medine ve Bağdat’ın İlim Meclislerine
İmam Şâfiî, henüz küçük bir çocukken babasını kaybetmiş, yetimlik ve büyük bir yoksulluk içinde büyümüştür. Annesi onun eğitimi için Mekke’ye göç etti. Şâfiî, muazzam zekası sayesinde 7 yaşında Kur’an-ı Kerim’i ezberledi. Dil ve hitabet yeteneğini geliştirmek için çölde Huzeyl kabilesinin arasında yıllarca yaşayarak kadim Arap şiirini ve edebiyatını en yüksek düzeyde öğrendi.
Daha sonra Medine’ye giderek İmam Mâlik’in dizinin dibinde el-Muvatta adlı hadis külliyatını dokuz günde hafızasına kazıdı. Medine’nin “Hadis” kültürüyle piştikten sonra Irak’a, Bağdat’a geçti ve orada İmam-ı Azam’ın baş talebesi İmam Muhammed’den Hanefi fıkhını (Rey ekolünü) öğrendi. Böylece o, İslam dünyasında birbiriyle sert tartışmalar yaşayan Medine’nin “hadis/nakil” okulu ile Irak’ın “akıl/yorum” okulunu şahsında birleştiren yegane müctehid oldu.
Hukuk Felsefesinin Babası: er-Risâle Mirası
İmam Şâfiî’yi dünya hukuk tarihinin en meşhur isimlerinden biri kılan başyapıtı “er-Risâle” adlı anıtsal eseridir. Bu kitap, İslam tarihinde kaleme alınmış ilk fıkıh usulü kitabıdır. Şâfiî bu eseriyle; ayet ve hadislerin nasıl yorumlanacağını, kıyasın sınırlarını ve icma mekanizmasının kurallarını kesin bilimsel kaidelere bağlamıştır.
Onun hukuk anlayışında hadislerin yeri sarsılmaz bir öneme sahipti. “Hadis sahih oldu mu, benim mezhebim odur” diyerek, uydurma olmayan her sahih sünnetin, Kur’an ayetleri gibi müstakil birer kanun kaynağı olduğunu savunmuştur. Onun bu lafzi ve metodolojik disiplini, İslam dünyasında keyfi yorumların ve bid’at akımlarının önüne set çekmiştir.
Coğrafyayla Değişen Fetvalar: “Kavl-i Kadîm” ve “Kavl-i Cedîd”
İmam Şâfiî’nin fıkıh tarihindeki en meşhur ve esnek yönü, toplumsal değişime verdiği değerdir. Bağdat’ta yaşarken oranın sosyo-kültürel yapısına göre verdiği fetvalara “Kavl-i Kadîm” (Eski Görüş) denir. Ancak ömrünün son yıllarında Mısır’a yerleştiğinde, orardaki toplumun örflerini, ihtiyaçlarını ve nehir kültürünü farklı görerek eski fetvalarının büyük çoğunluğunu yenilemiştir. Mısır’daki bu yeni hukuk kararlarına ise “Kavl-i Cedîd” (Yeni Görüş) adı verilir. Bu yaklaşım, hukukun sabit kalıplardan ibaret olmadığını, nassların saflığı korunarak toplumun ihtiyaçlarına göre esneyebileceğini gösteren muazzam bir içtihat dersidir. 820 yılında Kahire’de vefat eden İmam Şâfiî, İslam’ın akıl ile nakil arasındaki sönmeyecek en meşhur mizanıdır.
Kaynak: islamvetarih.com