HADİS VE HİCRET YURDUNUN ULU ÇINARI: İMAM MÂLİK BİN ENES (R.A.)
Ehl-i Sünnet’in dört büyük fıkhi mezhebinden ikincisinin kurucusu, hadis ve fıkıh dünyasının en meşhur rehberlerinden biri İmam Mâlik bin Enes’dir. Hicretin 93. yılında Medine-i Münevvere’de dünyaya gelen ve ömrünün neredeyse tamamını bu kutlu şehirde geçiren İmam Mâlik (v. 179/795), Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hicret yurdunun (Dâru’l-Hicre) yetiştirdiği en büyük imamdır. O, sadece bir fıkıh alimi değil; İslam tarihinin ilk ve en güvenilir hadis-fıkıh külliyatı kabul edilen meşhur “el-Muvatta” adlı anıtsal eserin müellifidir. Peygamber sevgisi, vakarı ve hadislere olan muazzam saygısıyla asırlar boyu Müslümanların gönlünde taht kurmuştur.
Medine Sokaklarında Ata Binmeyen Peygamber Aşığı
İmam Mâlik’i İslam tarihinde en meşhur kılan yönü, Peygamber Efendimize ve onun şehrine duyduğu tarifsiz, dillere destan hürmetidir. O, ömrü boyunca Medine sokaklarında hiçbir ata, deveye veya bineğe binmemiştir. Kendisine bunun sebebi sorulduğunda gözyaşları içinde şu muazzam cevabı vermiştir: “Peygamber Efendimizin mübarek naaşının yattığı ve mübarek ayaklarının bastığı şu Medine topraklarını hayvanların nallarıyla çiğnemekten Allah’a karşı haya ederim.”
Hadis rivayet edeceği zaman evinde özel olarak boy abdesti alır, en güzel ve temiz beyaz elbiselerini giyer, saçını sakalını tarar, güzel kokular sürünür ve ancak ondan sonra yüksek bir kürsüye çıkıp büyük bir vakarla konuşmaya başlardı. Bir gün ders esnasında kendisini bacağından tam 17 kez akrep soktuğu halde, Peygamber Efendimizin hadis-i şerifini yarıda kesmemek ve meclisin saygısını bozmamak adına acısını içine gömmüş, rengi sararmasına rağmen dersi tamamlamıştır. Bu hassasiyet, onun ilme ve sünnete olan mutlak adanmışlığının nişanesidir.
Yaşayan Sünnetin Koruyucusu: Medine Ameli
İmam Mâlik’in fıkıh metodolojisinin kalbini “Medine Ehlinin Ameli” ilkesi oluşturur. O, nassların lafzına bağlı kaldığı kadar, Peygamber Efendimizden beri Medine halkının nesilden nesile aktararak devam ettirdiği dini pratikleri en güçlü hukuki delil sayardı.
Onun kaleme aldığı el-Muvatta, halife Mansur tarafından tüm İslam dünyasında resmi hukuk kitabı olarak ilan edilmek istenmiştir. Ancak İmam Mâlik, muazzam bir ilmi tevazu ve adalet duygusu sergileyerek bu teklifi reddetmiş; “Ey Halife! Ashab-ı Kiram dünyanın dört bir yanına dağıldı. Her bölgede insanların elinde farklı hadisler ve ameller var. İnsanları tek bir kitaba zorlayıp dinlerini daraltma” diyerek fıkıhtaki çeşitliliğin ve kolaylığın önünü açmıştır.
Kamçı Altında Parlayan İlim Vakarı ve Vefatı
Emevi ve Abbasi hanedanlıklarının geçiş döneminde yaşayan İmam Mâlik de, tıpkı İmam-ı Azam gibi adaleti haykırmaktan geri durmamış ve siyasi baskılara boyun eğmemiştir. İnsanların zorla ve baskıyla yaptıkları biatlerin ve boşanmaların İslam hukukuna göre geçerli olmadığını savunan meşhur fetvası sebebiyle, Medine valisi tarafından tutuklanmış ve ulu orta kırbaçlanmıştır. Kırbaç darbeleriyle omuzları çıkmasına ve kanlar içinde kalmasına rağmen fetvasından zerre miktar ödün vermemiştir.
Hicri 179 yılında, seksen küsur yaşındayken çok sevdiği Medine’de vefat etmiş ve Cennetü’l-Baki mezarlığına defnedilmiştir. O, sünnet inkarcılarına ve bid’at akımlarına karşı İslam dünyasının en meşhur hadis ve mukaddesat kalesidir.
Kaynak: islamvetarih.com