İSLAM’IN BAŞYAZMANI VE KUR’AN KORUYUCUSU: HZ. ZEYD BİN SÂBİT (R.A.)
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mübarek dilinden dökülen vahiy kelimelerini kağıda döken, ardından bu dağınık sayfaları insanlık tarihinin en güvenilir komisyon çalışmasıyla tek bir kitap (Mushaf) haline getiren dahi sahabe Zeyd bin Sâbit (r.a.)’dir. Medine’nin Hazrec kabilesine mensup olan Zeyd, hicret esnasında henüz 11 yaşında yetim bir çocuktu. Ancak sahip olduğu muazzam zeka, dil öğrenme yeteneği ve hafıza gücü, onu İslam devletinin en stratejik insanı konumuna yükseltecekti.
Bedir’e Kabul Edilmeyen Çocuktan Dil Dehasına
Zeyd bin Sâbit, henüz 13 yaşındayken Bedir Savaşı’na katılmak için Peygamber Efendimizin huzuruna çıkmış, ancak Efendimiz yaşının küçüklüğünden ötürü onu ve ordudaki diğer çocukları eve geri göndermiştir. Savaş meydanına gidemediği için hüzünlenen genç Zeyd, kendisini tamamen ilme ve Kur’an ayetlerini ezberlemeye adadı. Kısa sürede nazil olan tüm ayetleri hafızasına kazıdı.
Peygamber Efendimiz, Medine’de Yahudiler ve yabancı devletlerle yapılan yazışmalarda güvenliği ve gizliliği sağlamak amacıyla genç Zeyd’in diplomatik yeteneğini keşfetti. Efendimiz ona, “Ey Zeyd! Benim için Yahudilerin yazısını (İbraniceyi ve Süryaniceyi) öğren. Vallahi ben yazışmalarımda onlara güvenemiyorum” buyurdu. Zeyd bin Sâbit, kıvrak zekası sayesinde İbranice ve Süryaniceyi sadece 15 gün gibi mucizevi bir sürede okuyup yazacak seviyede öğrendi. O günden sonra İslam devletinin baş tercümanı, sırdaşı ve diplomatik yazışmalardan sorumlu başkatibi oldu.
Kur’an-ı Kerim’i Mushaf Haline Getiren Muazzam Komisyon
Zeyd bin Sâbit’in İslam tarihindeki en büyük, kıyamete kadar tüm Müslümanları borçlu bırakan hizmeti, Kur’an ayetlerinin toplanması sürecidir. Yemame Savaşı’nda yetmişten fazla hafız sahabenin şehit düşmesi üzerine Hz. Ömer’in teklifi ve Hz. Ebu Bekir’in onayıyla Kur’an’ın iki kapak arasında toplanması kararlaştırıldı. Bu muazzam ve hatasız yapılması gereken görevin başkanlığına, genç, dürüst, dinamik ve zeki olan Zeyd bin Sâbit getirildi.
Zeyd, görevin ağırlığını yıllar sonra şu sözlerle anlatacaktır: “Vallahi bana bir dağı yerinden kaldırıp başka bir yere taşımayı emretselerdi, Kur’an’ı toplama vazifesinden daha ağır gelmezdi.” Zeyd, sadece kendi hafızasına güvenmedi; tarihin en sıkı bilimsel ve hukuki metodunu uyguladı. Medine sokaklarında duyuru yaptırarak, Peygamberimizin huzurunda yazılmış ayet sayfalarını getirenlerden, bu sayfaların Efendimizin huzurunda yazıldığına dair en az iki adil şahit getirmelerini şart koştu. Titiz bir çalışma neticesinde Kur’an-ı Kerim, tek bir harfi bile değişmeden ilk kez “Mushaf” haline getirildi ve devlet hazinesine teslim edildi.
Hz. Osman Dönemi ve Kur’an’ın Çoğaltılması
Hz. Osman’ın halifeliği döneminde, İslam sınırlarının genişlemesiyle farklı coğrafyalarda kıraat farklılıkları ve tartışmalar baş gösterdi. Hz. Osman, Kur’an’ın Kureyş lehçesi esas alınarak çoğaltılması için yine Zeyd bin Sâbit başkanlığında bir heyet kurdurdu. Zeyd ve ekibi, Hz. Ebu Bekir döneminde hazırlanan ana mushafı esas alarak Kur’an’ı yedi nüsha olarak çoğalttı ve İslam dünyasının büyük merkezlerine (Mekke, Şam, Kûfe, Basra vb.) gönderdi. Bugün yeryüzünde okunan tüm Kur’an-ı Kerim mushafları, Zeyd bin Sâbit’in bu kutlu el yazısının ve emeğinin mirasıdır.
Zeyd bin Sâbit, sadece bir katip değil, aynı zamanda miras hukuku (feraiz) ve fıkıh alanında ashabın en büyük alimlerinden biriydi. Hicretin 45. yılında Medine’de vefat ettiğinde, ashabın ulu çınarı Abdullah bin Abbas, “Bugün ümmetin en büyük alimi gömüldü” diyerek gözyaşı dökmüştür. Kabri Cennetü’l-Baki mezarlığındadır.
Kaynak: islamvetarih.com