ŞİİLİĞİN ANA GÖVDESİ VE RESMİ KALENİN ADI: İMAMİYYE (İSNÂAŞERİYYE)
Günümüz İslam dünyasında “Şiilik” denildiğinde akla ilk gelen, İran, Irak, Azerbaycan ve Lübnan gibi ülkelerde milyonlarca mensubu bulunan ana omurga mezhebin adı İmamiyyedir. Altıncı imam Cafer-i Sadık’ın vefatının ardından imamet silsilesinin Hz. Ali soyundan gelen on iki imamla tamamlandığına inandıkları için bu mezhebe İsnâaşeriyye (On İkiciler), fıkhi konularda İmam Cafer-i Sadık’ın içtihatlarına dayandıkları için de Caferilik adı verilir. Şiiliğin en kurumsal, en sistematik ve kelami altyapısı en güçlü olan ana gövdesidir.
On İki İmam Silsilesi ve Gaybet (Kayıp İmam) İnancı
İmamiye teolojisinin merkezinde, sayıları bizzat Peygamber Efendimiz tarafından belirlendiğine inanılan on iki masum imam silsilesi yer alır. Bu silsile sırasıyla şu şekildedir:
- Hz. Ali, 2. Hz. Hasan, 3. Hz. Hüseyin, 4. Ali Zeynelabidin, 5. Muhammed el-Bakır, 6. Cafer-i Sadık, 7. Musa el-Kâzım, 8. Ali er-Rıza, 9. Muhammed et-Takî, 10. Ali en-Nakî, 11. Hasan el-Askerî ve 12. Muhammed el-Mehdî.
Mezhebin en özgün inanç esası, 11. imam Hasan el-Askeri’nin küçük yaştaki oğlu olan Muhammed el-Mehdî’nin vefat etmeyip, Allah’ın emriyle gizlenerek gözlerden kaybolduğu fikridir. İslam mezhepler tarihinde bu olaya Gaybet (Gizlilik) dönemi denir. Gaybet dönemi iki safhaya ayrılır:
- Gaybet-i Süğrâ (Küçük Gizlilik): Yaklaşık 70 yıl süren bu dönemde, kayıp imam toplulukla bağını “Sefir” adı verilen dört özel temsilci vasıtasıyla sürdürmüştür.
- Gaybet-i Kübrâ (Büyük Gizlilik): Son sefirin vefatından (Hicri 329 / M. 941) günümüze kadar devam eden ve kıyamete yakın Mehdi’nin yeryüzüne dönüp adaleti tesis edeceği ana kadar sürecek olan mutlak gizlilik dönemidir. Bu dönemde dini ve siyasi liderlik, müctehid alimlere (Ayetullahlara) devredilmiştir.
İmamiye (Caferiye) Mezhebinin Temel Görüşleri
- Ulemânın Otoritesi ve Velâyet-i Fakih: Büyük gizlilik döneminde Şii toplumunun sevk ve idaresi yüksek düzeydeki fıkıh alimlerine aittir. İran İslam Devrimi’nin ardından Ayetullah Humeyni tarafından sistemleştirilen Velâyet-i Fakih teorisine göre, kayıp imamın yokluğunda adil ve alim bir fakih, devlet başkanı olarak toplumu yönetme yetkisine sahiptir.
- Takiye (İnancı Gizleme): Can, mal veya namus emniyetinin tehlikede olduğu durumlarda, bir Şii’nin kendi mezhebi kimliğini gizlemesi, baskıcı çoğunluğun dinindeymiş gibi davranması meşru ve hayati bir ilkedir.
- Adalet ve Tevhid: Kelami konularda Mutezile’ye yakın bir akılcılık sergilerler. İnsanın hür irade sahibi olduğunu ve amellerinden sorumlu olduğunu savunurlar.
- Hadis Kabulü: Sünni dünyasındaki Kütüb-i Sitte’yi reddederler. Kendi kaynakları olan el-Kâfî, Men Lâ Yahduruhu’l-Fakîh gibi “Kütüb-i Erbaa” (Dört Kitap) adlı eserleri esas alırlar. Bir hadisin sahih sayılması için ravisinin mutlaka ehl-i beyte sadık bir Şii olması şartını ararlar. Sahabenin büyük çoğunluğuna (özellikle ilk üç halifeye ve Hz. Aişe’ye) Hz. Ali’nin hakkını gasp ettikleri iddiasıyla mesafeli ve eleştirel yaklaşırlar.
İmamiye mezhebi, 16. yüzyılın başında Şah İsmail tarafından kurulan Safevi Devleti döneminde İran’ın resmi devlet mezhebi haline getirilmiş ve bu coğrafyadaki Sünni nüfus büyük oranda Şiileştirilmiştir. Günümüzde İran İslam Cumhuriyeti’nin resmi ideolojisi olup, Irak nüfusunun çoğunluğu, Azerbaycan, Lübnan (Hizbullah kanadı) ve Körfez ülkelerinde çok güçlü bir dini-siyasi aktör olarak varlığını sürdürmektedir.
Kaynak: islamvetarih.com
