31.9 C
Mersin
11 Eylül 2026
Image default
İSLAM TARİHİ

İslam İtalya Sicilya Ve Roma’da

ÇİZME’DE HİLAL SESLERİ: MÜSLÜMANLARIN İTALYA, SİCİLYA VE ROMA SINIRLARINDAKİ UNUTULAN İZLERİ

İslam tarihi denildiğinde genel olarak zihinlerde Mekke, Medine, Bağdat, Şam veya Endülüs (İspanya) canlanır. Ancak İslam medeniyetinin, Avrupa’nın göbeğinde, Katolik dünyasının kalbi olan İtalya ana karasında ve Akdeniz’in en stratejik adası olan Sicilya’da iki asırdan fazla süren muazzam bir egemenlik kurduğu gerçeği genellikle tarih kitaplarının gölgesinde kalmıştır. Müslümanlar, sadece İspanya üzerinden değil, İtalya üzerinden de Avrupa kültürünü, bilimini ve mimarisini derinden etkilemiş; hatta askeri birlikleriyle Roma kapılarına kadar dayanmışlardır. İşte Akdeniz’in ortasında parlayan ve sonradan unutturulmaya çalışılan o büyüleyici İtalya ve Sicilya İslam serüveni…

Sicilya’nın Fethi: Tunus’tan Yola Çıkan Kutlu Ordu

Müslümanların Sicilya adasına yönelik ilk ilgisi Hz. Osman dönemine kadar uzansa da, kalıcı fethi başlatan süreç Abbasiler döneminde, Tunus merkezli kurulan Ağlebîler Emirliği zamanında yaşanmıştır. Hicri 212 (Miladi 827) yılında, Ağlebî Emiri Ziyâdetullah’ın emriyle, yetmiş yaşındaki fıkıh alimi ve kadı Esed bin Furat komutasındaki bir İslam ordusu Tunus’tan Sicilya’ya doğru yola çıktı. Bir fıkıh aliminin ordunun başında komutan olması, bu fethin sadece askeri bir harekat değil, aynı zamanda bir medeniyet taşıma ideali olduğunun en büyük göstergesiydi.

Çetin mücadelelerin ardından, adanın kalbi olan Palermo (Müslümanların deyimiyle el-Medîne) 831 yılında fethedildi. Yaklaşık bir asır süren kademeli fetih hareketleri, 902 yılında adanın tamamının Müslümanların kontrolüne geçmesiyle tamamlandı. Sicilya, önce Ağlebîlere, ardından Fatımîlere ve en nihayetinde adayı bağımsız bir refah merkezine dönüştüren Kelbîler Hanedanlığı’na bağlanarak müstakil bir İslam Emirliği haline geldi.

Palermo: Akdeniz’in “300 Camili” Kültür Başkenti

Müslümanların yönetimi altında Sicilya, tarihinin en parlak altın çağını yaşadı. Bizans döneminde ağır vergiler altında ezilen halk, İslam hukukunun getirdiği din hürriyeti ve adil vergi sistemi (cizye/haraç) sayesinde rahat bir nefes aldı. Müslümanlar, adaya Doğu’nun gelişmiş tarım teknolojilerini getirdiler. Gelişmiş sulama kanalları inşa ederek adada pamuk, kenevir, hurma, şeker kamışı, safran ve turunçgiller (portakal, limon) yetiştirmeye başladılar. Bu tarım devrimi, Sicilya’yı bir anda Akdeniz’in en zengin ticaret merkezi yaptı.

Başkent Palermo, dönemin gezginleri tarafından Kurtuba ve Bağdat ile kıyaslanan devasa bir metropole dönüştü. Coğrafyacı İbn Havkal, 10. yüzyılda ziyaret ettiği Palermo’da 300’den fazla cami bulunduğunu, sokakların temizliğini, çarşıların zenginliğini ve Hristiyan, Yahudi, Müslüman halkın nasıl tam bir huzur içinde bir arada yaşadığını hayranlıkla anlatır. Sicilya, sadece ticaretin değil; fıkıh, tıp, astronomi ve filoloji (dil bilimi) çalışmalarının da Avrupa’daki en önemli köprülerinden biri oldu.

İtalya Ana Karasında İslam Devletleri: Bari ve Taranto emirlikleri

Müslümanların İtalya serüveni sadece Sicilya adasıyla sınırlı kalmadı. İslam orduları, İtalya’nın “Çizme” olarak adlandırılan ana karasına da çıktılar. Güney İtalya’daki iç karışıklıklardan ve yerel düklerin taht kavgalarından faydalanarak Adriyatik denizi kıyısındaki stratejik şehirleri ele geçirdiler.

Bu süreçte İtalya ana karasında iki önemli İslam devleti kuruldu:

  1. Bari İslam Emirliği (847-871): Güney İtalya’nın Bari şehrinde kurulan bu emirlik, yaklaşık çeyrek asır boyunca varlığını sürdürdü. Bölgede camiler inşa edildi, İslami paralar basıldı ve Bari, Güney İtalya’nın en önemli ticari ve askeri limanlarından biri haline geldi.
  2. Taranto Emirliği: Bari’nin yanı sıra Taranto şehrinde de kırk yıla yakın süren bir İslam hakimiyeti kuruldu ve Müslüman denizciler buradan tüm İtalya kıyılarını kontrol altında tuttular.

Roma Kapılarında Hilal: Ostia Baskını ve Vatikan Muhasarası

Müslümanların İtalya’daki askeri hareketliliği Hristiyan dünyasının kalbi olan Roma’yı da derinden sarstı. Miladi 846 yılında, Kuzey Afrika ve Sicilya kökenli Müslüman denizciler (tarih kitaplarında Sarazenler olarak geçer), Roma’nın liman şehri olan Ostia’ya çıkarma yaptılar. Buradan Tiber Nehri boyunca ilerleyen İslam birlikleri, Roma surlarının önüne kadar dayandılar.

O dönemde Katolik dünyasının kutsal merkezleri olan Aziz Petrus (St. Peter) ve Aziz Pavlus (St. Paul) bazilikaları (bugünkü Vatikan sınırları içi), Roma surlarının dışında kalıyordu. Müslüman askerler bu kutsal merkezlere girerek buradaki altın, gümüş ve değerli eşyaları ganimet olarak aldılar ve Vatikan’ı kuşattılar. Papa IV. Sergius ve halefleri, Roma’yı koruyabilmek için Müslüman emirlerine yıllık çok ağır vergiler (haraç) ödemek zorunda kaldılar. Bugün Vatikan’ı çevreleyen devasa “Leonine Surları”, o dönemde Papa IV. Leo tarafından şehre yönelik Müslüman baskınlarını durdurabilmek amacıyla alelacele inşa edilmiştir.

Norman İstilası ve “İslamlaşmış” Hristiyan Krallar

  1. yüzyılın sonlarına doğru, Müslüman emirlerin kendi aralarındaki taht ve güç kavgaları (tıpkı Endülüs’teki Mülûkü’t-Tavâif dönemi gibi) Sicilya İslam Emirliği’ni zayıflattı. Bunu fırsat bilen Kuzey kökenli Hristiyan Normanlar, 1061 yılında adayı istila etmeye başladılar ve 1091 yılında İslam egemenliğine son verdiler.

Ancak adayı ele geçiren Hristiyan Norman kralları (özellikle II. Roger ve II. William), Müslümanların kurduğu bu muazzam medeniyete ve devlet mekanizmasına hayran kaldılar. Saraylarında Müslüman bakanlar, mühendisler ve doktorlar çalıştırmaya devam ettiler. Norman krallarının saray eşyaları, giydikleri pelerinler ve taçlar üzerinde Arapça dualar ve İslami motifler yer alıyordu. Dünyanın ilk modern haritalarını ve coğrafya kitaplarını yazan meşhur Müslüman coğrafyacı Şerif el-İdrîsî, Kral II. Roger’ın hamiliğinde Palermo sarayında ömrünü geçirmiş ve ünlü eseri Kitabü Rucer’i (Roger’ın Kitabı) burada yazmıştır.

Ancak sonraki yüzyıllarda, Papalığın baskısı ve Engizisyon benzeri uygulamalarla Sicilya’daki Müslüman nüfus ya sürgün edildi ya da zorla vaftiz edilerek tarihten silindi. Bugün bile Güney İtalya ve Sicilya diyalektinde (lehçesinde) yüzlerce Arapça kelime yaşamakta, Palermo sokaklarındaki mimari yapılarda ve katedrallerdeki İslami işlemelerde hilalin hatırası canlılığını korumaktadır.

Kaynak: islamvetarih.com


İlgili Yazılar

İslamda Bilim

admin

Puvatya Savaşı Fransa

admin

Dört Halife Dönemi

admin

Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bunu kabul ettiğinizi varsayıyoruz, ancak isterseniz çerez kullanımını reddedebilirsiniz. Kabul Et Daha Fazla Oku