ANADOLU BİRLİĞİNİN VE OSMANLI’NIN MANEVİ PİRİ: HACI BEKTÂŞ-I VELÎ (K.S.)
İslam tasavvuf dünyasında ve Anadolu’nun bir vatan haline gelmesinde, adı sarsılmaz bir sevgi, hoşgörü ve “kardeşlik” ile özdeşleşmiş en meşhur kutup şahsiyet Hacı Bektâş-ı Velî’dir. 13. yüzyılda Horasan’ın Nişâbur şehrinde dünyaya gelen ve asıl adı Seyyid Muhammed bin İbrâhim (v. 1271) olan bu kutlu zat, doğrudan Hz. Ali’nin soyundan gelen bir Ehli Beyt halkasıdır. O, Hoca Ahmed Yesevî’nin yaktığı o muazzam Türk-İslam irfan meşalesini Anadolu topraklarına taşıyan, Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş harcını ve askeri ruhunu (Yeniçeriliği) manen şekillendiren en meşhur kurucu pirdir.
Horasan’dan Anadolu’ya Uzanan Güvercin Donunda Bir Veli
Hacı Bektâş-ı Velî, Lokman Perende gibi Yesevî dervişlerinin rahlesinde piştikten sonra, manevi bir işaretle Anadolu’ya doğru yola çıktı. Onun Anadolu’ya gelişi tasavvuf edebiyatında muazzam metaforlarla anlatılır: Anadolu evliyaları onun gelişini hissettiklerinde sınırları kapatmak istemişler, Hacı Bektaş ise tevazuu ve barışı simgelemek adına bir “Güvercin” şekline (donuna) bürünerek Kırşehir’in Sulucakarahöyük (bugünkü Hacıbektaş) kasabasına inmiştir.
O, bu küçük kasabada kurduğu dergahla kısa sürede tüm Anadolu’nun manevi çekim merkezi haline geldi. Moğol zulmü altında inleyen, parçalanmış Anadolu insanına sığınacak pürüzsüz bir gönül kalesi inşa etti. Dergahının kapısına, “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” yazarak, körü körüne bir dervişliği değil, ilimle aydınlanmış bir takva hayatını en meşhur şekilde zihinlere kazıdı.
“Bir Olalım, İri Olalım, Diri Olalım” Manifestosu
Hacı Bektâş-ı Velî’nin tasavvuf felsefesi ve insan sevgisi, onun en meşhur başyapıtı olan “Makâlât” adlı eserinde toplanmıştır. O, insanı hamlıktan olgunluğa (insan-ı kamil makamına) taşıyan “Dört Kapı Kırk Makam” (Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat) sistemini kurmuştur.
Onun cihanşümul ahlakını özetleyen meşhur sözleri; “Bir olalım, iri olalım, diri olalım”, “Eline, diline, beline sahip ol” düsturları, sadece dervişlerin zikri değil; Osmanlı toplumunun sosyal, askeri ve ahlaki ahlak nizamı olmuştur. O, aslanla ceylanı aynı kucakta buluşturan o meşhur tasviriyle, İslam’ın tüm yaratılmışları şefkatle kucaklayan evrensel merhamet dilini dünyaya ilan etmiştir.
Yeniçeri Ocağının Manevi Hamisi ve Vefatı
Osmanlı Devleti’nin kurucuları Osman Gazi ve Orhan Gazi, devletin askeri omurgasını oluşturan meşhur **”Yeniçeri Ocağı”**nı kurduklarında, ordunun manevi sancağını ve duasını bizzat Hacı Bektâş-ı Velî’nin ruhaniyetine teslim ettiler. Bu yüzden Yeniçerilere tarih boyunca “Hacı Bektaş Köçekleri/Askerleri” denmiştir. Savaş meydanlarında okunan askeri gülbanklar (dualar) daima “Pirimiz, üstadımız Hacı Bektaş-ı Veli” hitabıyla başlardı. 1271 yılında vefat eden Hacı Bektâş-ı Velî’nin Nevşehir’deki türbesi ve dergahı, bugün hala tüm insanlığın barış, sevgi ve irfan aradığı en meşhur kültürel ve manevi merkezlerimizden biridir.
Kaynak: islamvetarih.com