İslam dininin iktisadi hayatta koyduğu en kesin, en tavizsiz sınır ve haramlardan biri faiz (riba) yasağıdır. Kur’an-ı Kerim’de faiz alanların ve verenlerin Allah ve Resulü ile savaş içinde olduğu (Bakara Suresi, 279) bildirilerek bu büyük günahın toplumsal ve manevi yıkımı net bir şekilde ortaya konmuştur. Ancak günümüzün küreselleşen ve dijitalleşen dünyasında finansal işlemler biçim değiştirmiş; kredi kartları, dijital bankacılık, kripto paralar ve borsa gibi sistemler günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu durum, Müslümanların önüne derin fıkhî cevaplar gerektiren ameli sorular çıkarmaktadır.
Faiz, kelime anlamı olarak “artma, çoğalma, taşma” demektir. Fıkhî bir terim olarak ise, ticari veya nakdi bir borç sözleşmesinde, sürenin uzaması karşılığında şart koşulan, karşılığı olmayan fazlalıktır. İslam hukuku faizi; borç para verilmesinde ortaya çıkan nesîe ribası ve sekiz maddelik ölçü mallarının (altın, gümüş vb.) kendi cinsiyle peşin veya vadeli takasında doğan fazl ribası olarak ikiye ayırır.
Modern finans dünyasındaki en büyük fıkhî açmazlar, geleneksel bankacılık kredileri ve katılım bankalarının murabaha (kâr payı) sistemleridir. İslam hukukçuları, konut veya araç alımı için konvansiyonel bankalardan çekilen vadeli paraların doğrudan faiz olduğunu ittifakla belirtirler. Buna karşın, katılım bankalarının uyguladığı sistemde, bankanın malı bizzat peşin satın alıp üzerine kâr koyarak müşteriye vadeli satması (murabaha), mülkiyet ve risk üstlenme şartı gerçekleştiği takdirde fıkhen meşru (helal) kabul edilmektedir. Öte yandan, günümüzün en çok tartışılan konularından olan borsa hisseleri; şirketin faaliyet alanının helal olması (içki, kumar, faizle uğraşmaması) ve finansal yapısındaki faizli borç oranlarının fıkhen kabul edilebilir sınırları aşmaması şartıyla yatırım yapılabilir kabul edilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Soru 1: Kredi kartı kullanmak ve taksitli alışveriş yapmak fıkhen caiz midir?
- Cevap: Kredi kartı kullanmak aslen caizdir. Taksitli alışverişlerde vade farkı konulması da fıkhen helaldir. Ancak burada kesin şart, kart borcunun son ödeme tarihini geçirmeden, faize ve gecikme cezasına düşmeyecek şekilde disiplinli bir şekilde ödenmesidir.
- Soru 2: Enflasyon oranında alınan vadeli fazlalıklar veya gecikme zamları faiz sayılır mı?
- Cevap: İslam hukukçularının çoğunluğuna göre, borç sözleşmelerinde başlangıçta şart koşulan her türlü fazlalık, enflasyon oranında olsa dahi faiz kapsamına girer. Zaruretler ve paranın değer kaybını koruma yöntemleri ancak İslam fıkhının meşru akit modelleriyle (altın veya döviz endeksleme gibi) çözülmelidir.
KAYNAKÇA
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Riba” maddesi, Cilt 35, s. 79-87.
- Hayreddin Karaman, Günümüz Meselelerine Dini Çözümler, Ensar Neşriyat.
- Ahmet Tabakoğlu, İslam İktisat Tarihi, Dergâh Yayınları.
KAYNAK: islamvetarih.com