İslam hukuku, bireyin sadece sağlığındaki ekonomik ilişkilerini değil, vefatından sonra geride bıraktığı mal varlığının (terekenin) nasıl tasarruf edileceğini de en ince ayrıntısına kadar düzenlemiştir. İslam hukukunda miras hükümlerini, hak sahiplerini ve payların hesaplanma yöntemlerini inceleyen bu özel ilim dalına Ferâiz İlmi adı verilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Ferâiz ilmini öğreniniz ve onu insanlara öğretiniz. Çünkü o, ilmin yarısıdır” (İbn Mâce) buyurarak bu hukuki yapının ümmetin huzuru ve adalet için ne kadar hayati olduğunu beyan etmiştir.
İslam miras hukukunun en özgün yönü, payların insanların arzusuna veya ölen kişinin (mûrisin) şahsi inisiyatifine bırakılmamış, doğrudan Kur’an-ı Kerim’de Nisâ Suresi’nin 11, 12 ve 176. ayetleriyle Allah Teâlâ tarafından bizzat belirlenmiş olmasıdır. Mirasın taksimine geçilmeden önce terekeden ölenin teçhiz ve tekfin (cenaze) masrafları karşılanır, varsa borçları ödenir ve üçüncü şahıslara yaptığı vasiyetler (malın en fazla üçte birini aşmamak kaydıyla) yerine getirilir. Kalan net mal varlığı mirasçılara dağıtılır.
Mirasçılar fıkhen üç ana gruba ayrılır: Ashâbü’l-ferâiz (Kur’an’da payları kesin belirlenmiş olan eş, anne, baba, kız çocuklar vb.), Asabe (kesin pay sahiplerinden kalan artığı alan erkek akrabalar) ve Zevü’l-erhâm (ilk iki grupta akraba bulunmadığında hak sahibi olan uzak hısımlar). İslam hukukunda çok tartışılan “erkeğe kadının iki katı pay verilmesi” meselesi, İslam’ın aile içi ekonomik yükümlülükler dengesiyle doğrudan alakalıdır. İslam fıkhına göre erkek, evlenirken mehir vermek, ailenin, eşinin ve çocuklarının tüm geçimini (nafakasını) tek başına üstlenmek zorundadır. Kadın ise kendi mal varlığını tamamen kendisinde tutar, aileye harcama mecburiyeti yoktur. Dolayısıyla fıkhî sorumluluklardaki bu mali yük dengesi, miras paylarına da adalet ölçüsüyle yansıtılmıştır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Soru 1: Bir kişi hayattayken çocuklarından birine malının tamamını veya çoğunu bağışlayabilir mi?
- Cevap: Bir kimse sağlığında malı üzerinde tasarruf yetkisine sahiptir ancak evlatları arasında adaletle davranması vaciptir. Diğer çocuklarını mahrum etmek veya cezalandırmak amacıyla yapılan taraflı bağışlar fıkhen mekruh ve kul hakkı bakımından tehlikelidir.
- Soru 2: Gayrimüslim bir akrabadan Müslüman bir kişiye miras kalır mı veya tam tersi caiz midir?
- Cevap: Hadis-i şerifte açıkça belirtildiği üzere, “Müslüman kâfire, kâfir de Müslümana mirasçı olamaz” (Buhârî). Ancak taraflar birbirlerine hayattayken hibe (bağış) yapabilirler veya vefatlarından sonrası için malın üçte birini aşmayacak şekilde vasiyette bulunabilirler.
KAYNAKÇA
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ferâiz” maddesi, Cilt 12, s. 360-366.
- Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam Hukuku, Erkam Yayınları.
- Ali Haydar Efendi, Dürerü’l-Hükkâm Şerhu Mecellati’l-Ahkâm, Miras Hükümleri Bölümü.
KAYNAK: islamvetarih.com