Müslüman bir mükellefin, ergenlik çağından itibaren meşru bir mazereti olmaksızın vaktinde kılamadığı farz namazları sonradan kılmak suretiyle kaza etmesi fıkhen büyük bir zorunluluktur. İslam fıkhında namazı bilerek terk etmek büyük bir vebaldir ve kaza etmek bu vebalin sadece hukuki borcunu düşürür; günahın affı için ayrıca içtenlikle tövbe ve istiğfar edilmesi şarttır.
Kaza namazı kılınırken zaman sınırı yoktur; kerahat vakitleri (güneşin doğuşu, tam tepede olduğu an ve batış anı) hariç günün her saatinde kaza namazı kılınabilir. Kaza edilecek namazlar sadece beş vakit namazın farzları ve vitir namazıdır (Vitir namazının kazası Hanefîlerde vacip olduğu için gereklidir). Niyet edilirken karışıklığı önlemek adına en garanti fıkhî formül şudur: “Niyet ettim Allah rızası için, üzerimde kalan ilk (veya en son) Öğle namazının farzını kaza etmeye.” Sitenizdeki kaza namazı çizelgeleriyle bu süreci düzenli takip edebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Soru 1: Üzerinde çok sayıda kaza namazı borcu olan bir kişi sünnet namazları kılmalı mıdır?
- Cevap: Hanefî mezhebine göre kaza borcu çok olsa bile beş vakit namazın revatib (müekked) sünnetlerini ve teravih namazını terk etmemek, aynen kılmak gerekir. Şâfiî mezhebine göre ise üzerinde kaza borcu olanın nafile veya sünnet namazlarla meşgul olması caiz değildir; tüm vaktini kazaya ayırmalıdır.
- Soru 2: Seferi iken kazaya kalan bir namaz, mukim olunduğunda kaç rekat olarak kaza edilir?
- Cevap: Namaz hangi halet içinde kazaya kaldıysa o şekilde kaza edilir. Seferi iken kazaya kalan 4 rekatlık bir namaz, kişi memleketine dönüp mukim olsa bile yine 2 rekat olarak kaza edilir.
KAYNAKÇA
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Kaza” maddesi, Cilt 25, s. 1-4.
- İmam-ı Gazali, Fatihatü’l-Ulum, Namazların Kazası Bölümü.
KAYNAK: islamvetarih.com