İSLAM DÜŞÜNCESİNİN SARSILMAZ HÜCCETİ: İMAM GAZÂLÎ VE AKIL-KALP SENTEZİ
İslam düşünce, felsefe, fıkıh ve tasavvuf tarihinin en büyük kırılma noktalarından birini oluşturan, Doğu ve Batı dünyasını yüzyıllarca etkisi altına alan dâhi şahsiyet İmam Gazâlî’dir. İslam dünyasında “Hüccetü’l-İslam” (İslam’ın Senedi/Kanıtı) unvanıyla anılan, tam adıyla Ebû Hâmid Muhammed bin Muhammed el-Gazâlî (v. 505/1111), Tus şehrinde dünyaya gelmiştir. O, yaşadığı 5. hicri asırda felsefe, kelam, fıkıh ve tasavvuf disiplinlerini derin bir süzgeçten geçirerek İslam düşüncesini tahrif olmaktan kurtaran muazzam bir yenileyici (müceddid) olarak tarihe geçmiştir.
Nizamiye Medreselerinin Başmüderrisliğinden Büyük Şüphe Krizine
Genç yaşta dehasıyla parlayan Gazâlî, dönemin en büyük alimi İmamü’l-Haremeyn el-Cüveynî’nin rahlesinde yetişti. Kısa sürede fıkıh ve kelam alanında otorite haline gelince, Büyük Selçuklu Devleti’nin meşhur veziri Nizamülmülk tarafından Bağdat’taki Nizamiye Medresesi’nin başmüderrisliğine (rektörlüğüne) getirildi. Bu makam, o dönemde bir alimin ulaşabileceği en yüksek ilmi ve siyasi zirveydi.
Ancak Gazâlî, şöhretin ve ilmi başarıların zirvesindeyken derin bir entelektüel ve ruhsal krizin (şüphe krizinin) içine düştü. Sadece taklide dayanan, kalbe dokunmayan ve felsefi fantezilerle boğulan kuru bilginin insanı hakikate ulaştıramayacağını fark etti. Akli ve hissi tüm bilgilerini sorguladığı bu dönemi kendi otobiyografik eseri el-Münkızü mine’d-Dalâl’de detaylıca anlatır. En nihayetinde şöhreti, makamı ve Bağdat’ı terk ederek 11 yıl sürecek olan bir inziva, seyahat ve nefis terbiyesi dönemine girdi. Şam, Kudüs, Mekke ve Medine sokaklarında bir derviş gibi yaşayarak kalbindeki mutlak hakikati aradı.
Felsefeye İndirilen Ağır Darbe: Tehâfütü’l-Felâsife
İmam Gazâlî’nin İslam düşünce tarihindeki en büyük entelektüel savaşı, Grek felsefesini körü körüne taklit eden ve İslam inanç esaslarını rasyonalize etmeye çalışan Meşşâî filozoflarına (Fârâbî, İbn-i Sîna vb.) karşı olmuştur. Filozofları kendi silahlarıyla vurmak için önce iki yıl boyunca felsefe çalıştı ve onların sistemlerini onlardan daha iyi özetleyen Makâsıdü’l-Felâsife kitabını yazdı.
Ardından, felsefi düşüncenin tutarsızlıklarını ve çelişkilerini ortaya koyan anıtsal eseri **”Tehâfütü’l-Felâsife”**yi (Filozofların Tutarsızlığı) kaleme aldı. Bu kitabında filozofları yirmi maddede eleştirmiş; alemin ezeli oluşu, Allah’ın cüzîleri bilmemesi ve cismani haşrin inkarı gibi üç temel meselede onların İslam akidesinin dışına çıktıklarını mantıksal delillerle ispat etmiştir. Bu eser, İslam dünyasında felsefi mutlakiyetçiliğin gerilemesine ve kelam ilminin zaferine yol açmıştır.
Tasavvufun Meşrulaşması ve İhyâü Ulûmi’d-Dîn
Gazâlî, geçirdiği uzun inziva döneminin ardından aradığı mutlak yakîni (şüphesiz imanı) tasavvufta, yani kalbi keşf ve tecrübede buldu. Onun İslam medeniyetine en büyük mirası, o güne kadar fıkıhçılar tarafından şüpheyle bakılan tasavvufu, Ehl-i Sünnet’in fıkıh ve akide kurallarıyla evlendirerek meşrulaştırmasıdır.
Bu muazzam sentezin ürünü olan 4 ciltlik başyapıtı “İhyâü Ulûmi’d-Dîn” (Dini İlimlerin Yeniden İhyası), İslam dünyasında Kur’an ve hadisten sonra en çok okunan, ameli, ahlaki ve kalbi hayatı yeniden inşa eden bir kılavuz olmuştur. 1111 yılında doğduğu yer olan Tus şehrinde vefat eden İmam Gazâlî, aklın sınırlarını çizip kalbin pencerelerini açarak İslam teolojisini kıyamete kadar koruma altına alan bir kaledir.
Kaynak: islamvetarih.com
1 yorum
[…] fazla bilgi için: İMAM GAZALİ’NİN HAYATI bölümüne […]