31.9 C
Mersin
11 Eylül 2026
ALİMLER EVLİYALAR

Veysel Karani

ANNE SEVGİSİNİN VE VEFA AKLININ SULTANI: VEYSEL KARÂNÎ (R.A.)

İslam dünyasında aşkın, gıyabi muhabbetin, teslimiyetin ve her şeyden önemlisi anneye olan mutlak sadakatin en meşhur ve en ikonik sembolü Veysel Karânî’dir. Yemen’in Murat kabilesinin Karân köyünde dünyaya gelen ve asıl adı Üveys bin Âmir el-Karanî olan bu kutlu zat, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hayattayken Müslüman olmuş ancak onu dünya gözüyle görememiştir. Buna rağmen, ruhani bağların ve manevi aşkın gücüyle Efendimizin hususi övgüsüne ve hırka mirasına mazhar olmuş müstesna bir Hak dostudur.

Yemen Çöllerinde Parlayan Nur ve Anne İtaati

Üveys, genç yaşta cüzzam hastalığına yakalanmış, yaptığı dualar neticesinde vücudunda sadece bir dirhem yer hariç tüm hastalığından kurtulmuş, nur yüzlü bir zahit olarak Yemen çöllerinde develer güderdi. Hayattaki tek varlığı, gözleri görmeyen ve bakıma muhtaç olan yaşlı annesiydi. İçindeki en büyük yangın, Medine’ye gidip Peygamber Efendimizin mübarek yüzünü görmek, ona sahabe olmaktı.

Ancak annesini yalnız bırakamazdı. Uzun ısrarlar neticesinde annesinden, “Medine’ye git, Efendimizi evinde ziyaret et ancak o evde yoksa beklemeden derhal geri dön” iznini aldı. Üveys, günlerce süren çetin çöl yolculuğunun ardından Medine’ye, hane-i saadete ulaştı. Kapıyı çaldığında Efendimizin bir gazve veya tebliğ için evde olmadığını, Hz. Aişe annemizin evde olduğunu öğrendi. İçindeki o devasa hasrete rağmen, annesine verdiği sözü çiğnememek ve onun rızasından çıkmamak adına Efendimizin evinin eşiğini öperek, onu göremeden derhal Yemen’e geri döndü. İşte bu muazzam anne itaati, onu göklerdeki meleklerin diline destan kıldı.

Peygamberimizin Mübarek Mirası: Hırka-i Şerif

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Medine’ye döndüğünde hane-i saadetteki o manevi kokuyu hissetti ve Hz. Aişe’ye kimin geldiğini sordu. Ardından Hz. Ali ve Hz. Ömer’i yanına çağırarak şu tarihi emri verdi:

“Yemen’de Üveys adında biri vardır. O kıyamet günü ümmetimin en hayırlı tabiinlerindendir. Vücudunda beyaz bir nişan vardır. Benim şu hırkamı ona götürün ve ümmetime dua etmesini isteyin.”

Efendimizin vefatının ardından Hz. Ömer ve Hz. Ali, Yemen kervanlarını tek tek tarayarak Üveys’i buldular. Onu hırkayı teslim ettiklerinde, Üveys büyük bir mahcubiyet ve ihlasla hırkayı aldı ve ümmet-i Muhammed’in affı için secdeye kapanıp gözyaşları döktü. Peygamberimizin bizzat hediye ettiği bu Hırka-i Şerif, asırlardır Veysel Karânî’nin soyundan gelen torunları tarafından büyük bir titizlikle korunmakta ve bugün İstanbul’daki Fatih Hırka-i Şerif Camii’nde her ramazan ayında milyonlarca mümin tarafından hasretle ziyaret edilmektedir.

Sıffîn’de Şehadet ve Gönüllerdeki Makamı

Veysel Karânî, hayatının sonraki dönemlerinde Kûfe’ye yerleşti. Hz. Ali’nin hilafeti döneminde yaşanan Sıffîn Savaşı’nda, haksızlığa karşı Hz. Ali’nin safında yer aldı ve en ön safta kahramanca çarpışarak şehit düştü. Onun vefatının ardından İslam coğrafyasının farklı yerlerinde (Siirt/Baykan, Yemen, Şam) onun adına makam mezarları yapılmıştır. O, dünyaya ve şöhrete zerre miktar değer vermeyen, “Kendini tanınmış bilmek, tanınmamış olmaktan daha hayırlı değildir” diyerek ihlasın sınırlarını çizen, anne rızasının insanı hangi manevi zirvelere taşıyacağını gösteren ümmetin vefa sultanıdır.

Kaynak: islamvetarih.com


İlgili Yazılar

Hasan-ı Basri

admin

İmam Ebu Davud

admin

Mevlana Celaleddin-i Rumi

admin

Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bunu kabul ettiğinizi varsayıyoruz, ancak isterseniz çerez kullanımını reddedebilirsiniz. Kabul Et Daha Fazla Oku