İSLAM TARİHİNİN İLK SİYASİ-İTİKADİ KIRILMASI: ŞİİLİK (ŞİALIK) VE DOĞUŞ SÜRECİ
İslam düşünce ve mezhepler tarihinde, Sünnilikten sonra en büyük kitleye ve en köklü kurumsal yapıya sahip olan siyasi-itikadi hareket hiç şüphesiz Şiiliktir (Şialık). Kelime anlamı olarak “taraftar, yardımcı, bir kimsenin peşinden giden topluluk” manalarına gelen Şia, bir terim olarak; Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) vefatının ardından devlet başkanlığının (imamet/hilafet) doğrudan Hz. Ali’ye (r.a.) ait olduğunu, bunun hem ayetlerle hem de Efendimizin vasiyetiyle (nass ve tayin) belirlendiğini savunan ve devlet başkanlığının kıyamete kadar sadece Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın soyundan gelen ehl-i beyte ait olduğunu ileri süren fırkaların ortak adıdır.
Siyasi Bir Taraftarlıktan Teolojik Mezhebe Uzanan Tarih
Şiiliğin doğuş süreci, İslam tarihinin en kritik siyasi ve askeri kırılma noktalarıyla doğrudan paralellik gösterir. Bu hareketin tohumları, Peygamber Efendimizin vefatının hemen ardından Beni Saide gölgeliğinde yapılan halife seçimi sırasında atılmıştır. Ashabın büyük çoğunluğu Hz. Ebu Bekir’e biat ederken, aralarında Salman-ı Farisi, Ebu Zer el-Gıfari ve Ammar bin Yasir gibi isimlerin de bulunduğu küçük bir grup, Hz. Ali’nin hilafete daha layık olduğunu savunmuştur. Ancak bu ilk aşamada yaşanan durum, dini bir ayrışmadan ziyade siyasi bir tercihten ibaretti ve Hz. Ali’nin de ilk üç halifeye biat etmesiyle toplumsal bir krize dönüşmedi.
Şiiliğin kurumsal ve teolojik bir mezhep haline gelmesini hızlandıran asıl trajik süreçler ise şu tarihi safhalarla gerçekleşmiştir:
- Hz. Osman’ın Şehadeti ve İç Savaşlar: Üçüncü halife Hz. Osman’ın şehit edilmesinin ardından Hz. Ali’nin hilafete gelmesi, İslam dünyasında Cemel Vakası ve Sıffîn Savaşı gibi büyük iç çatşmaları beraberinde getirdi. Bu süreçte Hz. Ali’nin safında yer alan askeri ve siyasi kitleye “Şiatü Ali” (Ali’nin Taraftarları) denmeye başlandı.
- Kerbela Faciası (Hicri 61 / M. 680): Hz. Ali’nin şehadetinin ve Hz. Hasan’ın halifelikten çekilmesinin ardından yaşanan en büyük kırılma, Peygamberimizin sevgili torunu Hz. Hüseyin ve ailesinin Kerbela çölünde Yezid’in ordusu tarafından acımasızca şehit edilmesidir. Kerbela katliamı, Şia mensuplarının zihninde sadece siyasi bir yenilgi değil; zulme karşı direniş, mazlumiyet ve adalet arayışı etrafında şekillenen muazzam bir teolojik ve duygusal kırılma yarattı.
- Tevvabûn (Tövbe Edenler) Hareketi: Kerbela’da Hz. Hüseyin’i yarı yolda bırakan ve onun şehadetine engel olamayan Kûfeli Şiiler, Süleyman bin Surad liderliğinde “Tevvabûn” hareketini başlatarak günahlarından arınmak için Emevi ordularına karşı ölümüne savaştılar. Bu hareket, Şiiliğin ameli ve mezhebi kimliğini kanla ve gözyaşıyla perçinledi.
Şiiliğin Temel İtikadi Ayıracı: İmamet Teorisi
Ehl-i Sünnet dünyasında halifelik (devlet başkanlığı), Müslümanların iç işlerini, adalet ve savunma mekanizmalarını yürütmek için liyakat esasına göre seçilen dünyevi ve idari bir makam olarak görülür. Akaid kitaplarında imamet meselesi dinin asıllarından (usûlü’d-din) değil, yan kollarından (furû-i din) sayılır.
Buna karşılık Şiilikte İmamet, tıpkı nübüvvet (peygamberlik) gibi dinin en temel inanç esaslarından biridir. Şia teolojisine göre, peygamberlik müessesesi kapansa da insanlığın ilahi bir rehbere (imama) olan ihtiyacı kıyamete kadar baki kalacaktır. Bu yüzden imamlar; tıpkı peygamberler gibi günahsızlık ve hatasızlık (ismet) vasfına sahiptir, vahyin batıni (gizli) ilmine vakıftırlar ve onların sözleri bağlayıcı dini birer delildir. Zamanla bu temel teori etrafında şekillenen Şia; siyasi, fıkhi ve itikadi olarak kendi içinde Zeydiyye, İsmailiyye ve İmamiye (İsnâaşeriyye) olmak üzere üç büyük ana kola ayrılmıştır.
Kaynak: islamvetarih.com
