İslam’ın yayılışı, yalnızca savaşlarla değil; tebliğ, ahlâk, adalet ve toplumsal dönüşümle gerçekleşmiştir. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Mekke ve Medine dönemindeki davet metodu, aslında fetihlerin de temelini oluşturmuştur. Onun vefatından sonra başlayan fetih süreci, kısa sürede üç kıtaya yayılan büyük bir medeniyetin habercisi olmuştur.
Hz. Ebû Bekir döneminde başlayan Ridde Savaşları ile içeride birlik sağlandı. Ardından gelen Hz. Ömer, İslam’ın en geniş sınırlarını çizdi: İran, Mısır, Kudüs ve Suriye fethedildi. Bu fetihlerde halkın dinine ve malına dokunulmamış; birçok yerde halk Müslüman komutanları kurtarıcı olarak görmüştür.
Fetihlerdeki temel yaklaşım, baskı değil davetti. Zorla din değiştirme uygulanmamış, fethedilen bölgelerde gayrimüslim halklara can ve mal güvenliği sağlanmıştır. Hristiyanlar ve Yahudiler “ehli kitap” olarak kabul edilmiş, cizye sistemiyle toplumsal barış sağlanmıştır.
Emevîler döneminde İslam, Kuzey Afrika üzerinden Endülüs’e kadar ulaştı. Tarık bin Ziyad’ın 711’de İspanya’ya geçişiyle Avrupa’da İslam medeniyetinin temelleri atıldı. Aynı dönemde Horasan, Sind ve Transoksanya bölgelerine de fetihler gerçekleşti.
Abbasîler, fetihten ziyade içeride ilim ve kültür alanında derinleşmeyi tercih etti. Ancak Türklerin İslam’a girmesiyle fetihler yeniden hız kazandı. Karahanlılar, Gazneliler ve Selçuklular gibi Türk-İslam devletleri, hem Asya hem de Anadolu’da İslam’ı yaydılar. Bu süreçte tebliğ yöntemleri, yerel halkla kurulan ilişkiler ve sufîlerin rolü çok önemliydi.
Fetih, sadece toprak almak değil; ahlâk, adalet ve ilimle gönülleri fethetmek demekti. Nitekim fethedilen birçok yerde halk, Müslümanlardan etkilenerek kendi isteğiyle İslam’a girdi. Bu sebeple “kılıçla yayılmış bir din” algısı tarihsel gerçekliği tam olarak yansıtmaz.
Ayet
“Dinde zorlama yoktur. Artık doğruluk, sapıklıktan ayrılmıştır.”
(Bakara, 2/256)
Hadis
“Ben müşriklerle, Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet edinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunu söylediklerinde, canlarını ve mallarını benden korumuş olurlar…”
(Buhârî, Îmân 17)
Düşündürücü Soru:
Bugün İslam’ı yaymak için modern dünyada hangi yöntemler “gönülleri fethetmek” için en etkili olabilir?