İslam akâidinde Yaratıcı’nın varlığı ve nitelikleri üzerine yapılan tartışmaların en hassas noktalarından biri “mekan” ve “cihet” (yön) meselesidir. Kâinatı yoktan var eden Cenâb-ı Hakk’ın yaratılan bu alemle münasebetinin mahiyeti, tarih boyunca kelam ekolleri arasında derin fikri ayrışmalara yol açmıştır. Kur’an-ı Kerim’de yer alan bazı ayetler ve özellikle hadis literatüründe geçen birtakım rivayetler, ilk bakışta Allah Teâlâ’ya mekansal bir yücelik veya yön isnad edildiği izlenimini doğurmaktadır.
Bu durum, ana gövdesini Eş’arî ve Mâtürîdî okullarının oluşturduğu Ehl-i Sünnet kelamcıları ile nassların zahirine bağlı kalmayı usul edinen ve İbn Teymiyye çizgisiyle kurumsallaşan Selefî (Eserî) anlayış arasında asırlardır süren ameli ve itikadi bir tartışmanın fitilini ateşlemiştir. Siteniz islamvetarih.com okuyucuları için bu makalede, “Allah göktedir” rivayetlerinin fıkhi-kelami şerhini ve Ehl-i Sünnet’in “tenzih” ilkesini ele alacağız.
1. “Allah Göktedir” İfadesinin Geçtiği Temel Nasslar
Mekan ve cihet tartışmalarının merkezinde, doğrudan gök (sema) kavramını ilahi zat ile ilişkilendiren ayet ve hadisler yer alır. Bunların en başında Mülk Suresi 16 ve 17. ayetleri gelmektedir: “Gökte olanın (Mersin, Akdeniz/Mersin’de okunan yaygın kıraat üzere: ‘E-emintüm men fis-semâi’), sizi yere batırıvermesinden emin mi oldunuz?”
Hadis literatüründe ise bu konudaki en meşhur delil, sahih kaynaklarda (Müslim, Mesâcid, 33) geçen ve kelam tarihinde “Cariye Hadisi” olarak bilinen rivayettir. Muâviye bin el-Hakem el-Sülemî (r.a.), kölesi olan bir cariyeyi azat etmek isteyince Hz. Peygamber (s.a.v.) cariyenin imanını test etmek için ona, “Allah nerededir?” diye sormuş, cariye de “Göktedir” cevabını vermiştir. Bunun üzerine Resûlullah, “Onu azat et, çünkü o mümindir” buyurmuştur.
2. Selefî Ekolün Yaklaşımı: Gerçek Bir Fevkiyyet (Yücelik)
İbn Teymiyye ve onun metodolojisini takip eden Selefî müellifler, Allah’ın mekandan münezzeh olduğu fikrini felsefi bir bidat olarak kabul ederler. Onlara göre akıl, nassların önüne geçirilemez ve Allah’ın “gökte” veya “Arş’ın üzerinde” olması zahiri manasıyla kabul edilmelidir.
- Zahiri Kabul ve Cihet İsnadı: Selefî akideye göre Allah, zatı ile mahlukatın fevkindedir (üzerindedir). Onlar, “Allah her yerdedir” diyen Cehmiyye ve Hulûliyye fırkalarına karşı çıkarak, Allah’ın kainatın dışında, mekan olarak en yüce mevkide olduğunu savunurlar. Cariye hadisindeki “Göktedir” cevabını ve Mülk Suresi’ndeki ayetleri hakiki manasıyla alırlar.
- “Tecsim” Suçlamasını Reddetmek: Selefîler, Allah’a yön ve yer isnad ederken mahlukata benzetme yapmadıklarını söylerler: “O göktedir ama bu durum göğün O’nu kuşattığı anlamına gelmez. Allah’ın şanına layık bir yüceliği ve mekan dışı bir fevkiyyeti vardır.”
3. Ehl-i Sünnet Kelamcılarının Yaklaşımı: Tenzihiye İlkesi
Eş’arî ve Mâtürîdî kelamcıları ise uluhiyet bahislerinde aklı ve tenzih ilkesini (Allah’ı sonradan olan varlıkların özelliklerinden uzak tutmayı) merkeze koyarlar. Onlara göre mekan, yön, aşağıda veya yukarıda olmak tamamen yaratılmış varlıklara (hadis/cisim) ait özelliklerdir.
- Mekanın Sonradan Yaratılması: Kelam uleması mantıksal ve şer’i olarak şu delili sunar: “Allah vardı ve O’nunla birlikte hiçbir mekan yoktu. O, mekanı yaratmadan önce nasıl idiyse, şimdi de aynen öyledir.” Allah’a mekan isnad etmek, O’nun bir mekana muhtaç olduğunu veya mekanın O’nu kuşattığını kabul etmektir ki bu da İslam akidesiyle bağdaşmaz. Şura Suresi 11. ayetteki “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur” ayeti bu konuda muhkem kuraldır.
- Ayet ve Hadislerin Tevili: Ehl-i Sünnet müfessirleri, Mülk Suresi’ndeki “Gökte olan” ifadesini, gökte görevli olan melekler veya Allah’ın mutlak saltanatı ve azameti şeklinde tevil ederler. Arap dilinde “gök” kelimesi fiziki bir tavan olmanın ötesinde, yüceliği ve azameti simgeler.
- Cariye Hadisinin Fıkhi Şerhi: İmam Nevevi ve Kadı İyaz gibi büyük Ehl-i Sünnet şârihleri, Cariye Hadisi’ni açıklarken şöyle derler: Cariye, dilsiz ve avam bir kimseydi; o dönemde müşrikler yerdeki putlara tapıyorlardı. Hz. Peygamber’in “Allah nerededir?” sorusu mekansal bir konum sorma değil, “Sen yerdekilere mi yoksa yüce olan Allah’a mı tapıyorsun?” şeklinde bir tevhidi ayırt etme sorusudur. Cariyeden gelen “göktedir” cevabı, onun yerdeki putları reddettiğini ve yüce bir Yaratıcı’ya inandığını gösterdiği için imanına hükmedilmiştir.
4. Metodolojik Ayrışmanın Analizi
Selefîlik, kelimelerin sözlükteki ilk ve zahir anlamına sıkı sıkıya yapışarak “Allah gerçek manada üsttedir” der ve avamın zihninde yer edinen dikey bir tanrı tasavvurunu muhafaza eder. Ehl-i Sünnet kelamı ise İslamiyet’in saf tevhid inancını felsefi sapmalardan korumak için nassları dil kuralları çerçevesinde tevil eder. Ehl-i Sünnet’e göre yön ve mekan sınırları çizmek, Allah’ı sınırlandırmak (tahdit etmek) anlamına geleceğinden kesinlikle reddedilmelidir.
Sonuç
“Allah mekandan münezzeh midir?” sorusuna Ehl-i Sünnet’in verdiği cevap nettir: Allah, zamandan ve mekandan münezzehtir; mekanda yer tutmaktan uzak ve yücedir. Göklerin ve yerin Yaratıcısı olan Cenâb-ı Hakk’a cisimsel yönler atfetmek yerine, O’nun her şeyi ilmi ve kudretiyle kuşattığına inanmak en selametli yoldur. Müslüman ekoller arasındaki bu tarihi ve kelami usul farklarını bilmek, gereksiz tartışmalardan kaçınarak ehl-i kıbleyi kucaklayan mutedil bir bakış açısı kazanmamızı sağlar.
Kaynakça
- Gazzâlî, Ebû Hâmid, İlcâmü’l-Avâm ‘an İlmi’l-Kelâm, Tenzih ve Tecsimin Reddi, Beyrut.
- İbn Teymiyye, Beyânü Telbîsi’l-Cehmiyye fî Te’sîsi Bidefihimi’l-Kelâmiyye, Riyad.
- İmam Nevevi, el-Minhâc fî Şerhi Sahîhi Müslim b. el-Haccâc, Cariye Hadisi Şerhi.
- Nesefî, Ebû Mansûr, Tabsıratü’l-Edille fî Usûli’d-Dîn, Kelam İlminde Mekan ve Cihet.
- Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam Ansiklopedisi, “Mekan” ve “Tenzih” Maddeleri.
KAYNAK: islamvetarih.com