Usame Bin Zeyd

EFENDİMİZİN KUTLU SEVGİLİSİ VE GENÇ KOMUTAN: HZ. USAME BİN ZEYD (R.A.)

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sevgisini, takdirini ve güvenini en genç yaşta kazanan şahsiyetlerden biri hiç şüphesiz Usame bin Zeyd (r.a.)’dir. Mekke’de doğan Usame, Peygamberimizin evlatlığı ve ilk Müslümanlardan olan Zeyd bin Harise ile Efendimizin dadısı Ümmü Eymen’in oğludur. Doğrudan Peygamber yuvasının bereketi ve terbiyesiyle büyüyen Usame, ashab arasında “Hıbbü Resûlillah” (Resûlullah’ın Sevgilisi) unvanıyla anılmaktaydı.

Peygamber Dizinde Büyüyen Bir Yiğit

Peygamber Efendimiz, küçük Usame’yi bir dizine, torunu Hasan’ı ise diğer dizine oturtur, ikisini birden bağrına basarak, “Allah’ım! Ben bunları seviyorum, sen de bunları sev” diye dua ederdi. Usame, ten renginin siyahlığına ve fiziki yapısına bakılmaksızın ashab arasında her zaman çok yüksek bir hürmet ve sevgi gördü.

Gençlik yıllarından itibaren cihat meydanlarına atılmak için can atan Usame, henüz on beş yaşındayken Uhud ve Hendek savaşlarına katılmak istemiş ancak yaşının küçüklüğünden dolayı Efendimiz tarafından geri çevrilmişti. Nihayetinde Huneyn Gazvesi’nde ve Mekke’nin fethinde ordunun ön saflarında yer aldı. Babası Zeyd bin Harise’nin Mute Savaşı’nda gözlerinin önünde şehit düşmesi, onun cihat ve İslam’ı yayma azmini daha da biledi.

On Sekiz Yaşındaki Ordu Komutanlığı ve Liyakat Dersi

Hz. Usame’nin İslam tarihindeki en çok konuşulan ve kilit rol oynayan hadisesi, Peygamber Efendimizin vefatından hemen önce gerçekleşti. Efendimiz, Bizans sınırına (Suriye bölgesine) gönderilmek üzere devasa bir İslam ordusu hazırladı ve bu ordunun başına henüz 18 yaşında bir genç olan Usame bin Zeyd’i başkomutan olarak atadı. Ordugahın içinde Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Sa’d bin Ebi Vakkas ve Ebu Ubeyde bin Cerrah gibi ashabın en yaşlı, tecrübeli ve ileri gelen liderleri bulunmaktaydı.

Bazı sahabelerin bu kadar genç birinin komutan tayin edilmesini yadırgamasının ardından Peygamber Efendimiz minbere çıkarak şu sarsıcı konuşmayı yaptı: “Siz şimdi onun komutanlığına dil uzatıyorsunuz ya, daha önce babasının komutanlığına da dil uzatmıştınız. Allah’a yemin ederim ki babası komutanlığa nasıl layıksa, oğlu Usame de bu göreve son derece layıktır ve o bana insanların en sevimlilerindendir.” Bu konuşma, İslam’da liyakatin, gençliğe verilen değerin ve ırk/yaş ayrımcılığının tamamen reddedildiğinin en büyük kanıtı oldu.

Sancağı Dalgalandıran Sadakat ve Vefatı

Peygamber Efendimizin vefat haberi gelince ordugah durakladı. Halife seçilen Hz. Ebu Bekir, iç karışıklıklara ve dinden dönme (Riddet) olaylarına rağmen, “Resûlullah’ın açtığı sancağı asla indirmem!” diyerek Usame ordusunu yola çıkardı. Hz. Ömer’i ise devlet işlerinde danışman olarak kullanabilmek için bizzat genç komutan Usame’den rica ederek ordudan izinle Medine’de bıraktı.

Usame bin Zeyd, sefere çıkarak babasının şehit düştüğü topraklarda Bizans ve müttefiki kabileleri büyük bir askeri başarıyla mağlup etti ve tek bir Müslüman askerin burnu bile kanamadan muazzam bir ganimetle Medine’ye döndü. Bu zafer, İslam devletinin Peygamberin vefatından sonra da sarsılmadığını dünyaya gösterdi. Hayatının sonraki dönemlerinde fitne olaylarından tamamen uzak duran Hz. Usame, hicretin 54. yılında Medine’de vefat etti.

Kaynak: islamvetarih.com


admin: Celal Yağmur; Peygamberler tarihi, islam tarihi, osmanlı tarihi, cumhuriyet tarihi, akaid, fıkıh, kelam, felsefe ve çağdaş İslami meseleler üzerine araştırmalar yapıp makaleler yazan bir kalemdir..

This website uses cookies.