SULTAN 2.ABDÜLHAMİD HÂN
Osmanlı Padişahlarının; 34.sü, hilâfet-i Osmaniyanın 25. halifesidir. 22/EyIül/1842’de Eski Çırağan Sarayında, sabaha karşı, Abdülmecid Hânın Tiri Müjgân adlı kadınefendi-sinden dünya’ya gelmiştir. 75 sene, 4 ay, 9 gün süren ömrünü, İslâm düşmanları karşısında siper vazifesi görebilmek için bütün varlığıyla vakfetmiş ve nihayet bu hayat çizgisinin 10/Şubat/1918 saat 15.oo sıralarında Beylerbeyi Sarayında noktalandığını görüyoruz.
Sultan Abdülhamid dönemi Osmanlı devletinin en kritik ve 19. asrın son çeyreği ile 20. asrın ilk çeyreğine yepyeni, mükemmel bir münevverler zümresi hediye eden dönem olmak üzere mühürlemeye kalksak, asla mührü yanlış yere basmış olmayız. Vücuda getirmeye çalıştığımız bu târih eserinde bir döneme girişde belkide ilk defa kurduğu müesselerin listesini takdim etme yolunu seçtik. Çünkü; aşağıda okuyacağınız vak’alann bazı yorumlan size tuhaf gelebilecektir fakat bu zâtın kurduğu ve kurulması mecburî ve mu kadder olan müesseselerin banisi olması, bu gün üzerinde hür olarak, şanlı bayrağımızın altında, hudutlarımız içinde bir millet-İ islâmiye olarak yaşamamız önce lûtf-u İlâhî bilahire Sultan Hamid’in vücuda gelmesine bezl-i mesai sarfının ehemmiyetini idrâk, nankör olmayan her evlâd-i vatanın vazife-i vicdaniyesidir. Hem >de biz bu müesseseleri yine ilk defa olarak bir ilmihalden alıyoruz ve bu ilmihalin merhum hazırlayıcısı, Türk Silahlı Kuvvetlerine, çeşitli makamlarda ve rütbelerde hizmet vermiş bulunan ve mesleklerin en muhterem olanlarından bir meslek olan öğretmenlikle, askeri mekteplerde nice subaylara ders vermiş bulunan Emekli Eczacı Kimyager Albay Hü-
şeyin Hilmi Işık Efendi’yi de bu vesileyle rahmet ve minnetle yâd etmeyi vazife addediyorum. Bakın Hüseyin Hilmi Işık Efendi, şunları kaydediyor, değerli ilmihalinde 1971 senesi baskısında 916.sahifede: “.32 sene 7 ay, 27 gün süren hükümdarlık zamanı içinde bir avuç toprak vermedi. Her vila-yetde mektebier, hastaneler, yollar, çeşmeler, Viyana’dan başka bir yerde bulunmayan modern bir tıp fakültesi yaptı r-dı.1293/1877, Mekteb-i Mülki-ye’yi 1296/1878’de bir müze yaptı. 1297/1879’da Hukuk Mektebi ue Divândı Muha sebatı (Sayıştay) kurdu ve Beyoğlu Kadın Hastanesini yaptırdı. 1299/’1880’de Güzel sanatlar akademisi, 1300/1882’de Yüksek Ticaret Mektebi, 1301 /1884’de Yüksek mü hendis ve yatılı kız lisesi açtı. 1303/1885’de Terkos suyunu İstanbul’a getirtti ve Mülkiye lisesini açtı. 1305/1888’de Alman İmparatoru İstanbul’a gelip. Sultanahmed Meydanında Alman Çeşmesi yapıldı. 1307/1889’da Bursa’da İpekçilik Mektebi yaptırdı. 1308/1890’da Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi ue Kâ-ğıdhanede bir poligon kurdurdu. 1309/1891 ‘de Bursa Demiryolunu ve Aşiret Mektebini yaptırdı.
1310/1892’de Hamidiye Kâğıd fabrikası, Kadıköy havagazı fabrikası ve Beyrut Umanı rıhtımını yaptırdı. 1311/1893’de Osmanlı sigorta şirketi ve Küçüksu Barajı ve Manastır-Selâ-nik demiryolu yapıldı. Yine 1312/1894’de Şam-Horan demiryolu ve Eskişehİr-Kütahya demiryolu yapıldı. Yine 1312/1895’de Hamidiye Yüksek Ticaret mektebi ve Gatata-Tophane Rıhtımı, Dolmapahçe Saat Kulesi yap ildi. 1313/1896’da Beyrut-Şama demiryolu, Dâr’üiaceze binası, mum fabrikası, Afyon Konya Demiryolu ,Sakız limanı rıhtımı, şimdiki İstanbul lisesi binası, İstanbui-Selanik demiryolu yolu yapıldı. Ereğli kömür ocakları çalıştırıldı. 1314/1897’de Tuna Nehrinde Demirkapı Kanalını, Kapalıçar-şı tamirini yaptırdı. 1313/1897’de Yunan zaferini kazandı.
Akıl Hastanesi yaptırdı. 1315/1898’de Selanik Rıhtımını, Şam-Halep Demiryolunu ue Şifa Hastanesini yaptırdı. 1316/1899’da Şişii’de Hamidiye Etfât (çocuk) hastanesini yaptırdı. 1318/1900’de Medine-i Müneouereye kadar, telgraf hattı yaptırdı. 1320/ 19O2’de Hamidiye Hicaz Demiryolu, Zar-ka’ya kadar işledi. Kâğıdhane’deki Hami diye suyu yapıldı. Yeni Balıkhane, Haydar Paşa Rıhtımı, Ma’den Arama Mektebi, Şam’da Tıbbıye-i Mülkiye yapıldı. Haydarpaşa askerî mekteb-i şahanesi 24/teşrin evvel/1321/4/Kasım/1905’de açıldı. 1322/1904’de dilsiz ve sağırlar mektebi açıldı. 1322/1904’de Bingazi’ye telgraf hatt-ı yapıldı. 1323/1905’de İstanbul-Köstence kablosu döşendi. Haydarpaşa İstasyonu binası yapıldı.
Beşiktaş tepesindeki Yıldız sarayını ve önündeki camii yaptırdı. Velhasıl Avrupa’da yapılan yeniliklerin hepsini ve en modern şekilde yurdumuzda yaptırdı. /Ve yazıkla 1326/1909’da tahtdan indirilince bütün bu ilerlemeler durdu..” Demektedir. Muhterem okurlarımız işte bu yapılanların dünyanın üzerimize bütün şiddetiyle hücum etmeye hazırlandığı dönemde yukarıda taadat olunan müesseseler, ülkede sağladığı kolaylıklar, maarifde yetiştirdiği askerî ve mülkî erkân, 1.cihan harbinin sonunda içine düştüğümüz fe-cii hâli milletimizin yok oluşa giden uçurumun kenarından çekip kurtarmayı bilediler.
Şimdi bir gazeteci-yazar olan ve kendi ifadesiyle Tepede-lenli Ali Paşa ahfadından olduğunu beyan eden Nizameddin Nazif Tepedelenlioğlu,193Ö’Iu yılların başında çalıştığı bir gazetede Sultan Abdülhamid Hân hakkında bir tefrika neşretti-riyormuş. Devrin Reis-i cumhuru Mustafa Kemâl Paşa’da bu tefrikayı merakla takip ediyormuş. Bir gün koruma polislerinden iki kişiyi, Nizam Bey’in tefrikasının yayımlandığı gazeteye gönderip, saraya davetini tebliğle vazifelendirmiş. Dâ-vetçiler, ellerindeki davetiyeyi gazetede buldukları Nizam Bey’e vermişler.
Davet saatinde binbir endişe ve de merak içinde Dolmabahçe Sarayına gelen Nizam Bey, Paşa’nın yanına alındığında iltifatlara nail olmuş, akabinde de, Reisicumhur Atatürk “Bak çocuk! gazetede yazdığın tefrikayı merak ve dik katle takip ediyorum. Şu ana kadar yayımlananları beğendiğimi de söyleyebilirim, hürriyet içinde yaz. Kimseden korkma ancak, padişaha asla hakaret etme çünkü hakaret hem iyi bir şey değil hemde Abdüîhamid kurduğu mektep ve müesseselerle hayırlı hizmetler yapmıştır.” Demek suretiyle Atatürk’de kendisinin doğumunun 1881 olduğunu gözönüne alsak, tahsilini ve yetişmesini bu müesseselere borçlu olduğunun idrâki içinde, babıâlîde adı Deii’ye çıkmış olan Nizameddin Nazif’e bu ikazı yapması, bilmiyoruz yazarın bu tarafının olduğunu bilmesindenmi kaynaklanıyor. ancak kendilerininde yaptığı tahsil müessesesinin takdirkârı olmasından ileri gelmiştir diye düşünmek mümkündür.
BÜYÜK OSMANLI TARİHİ (Hasırcızade Metin Hasırcı) kitabından alıntıdır