Tarihsel Vesikalar Işığında Buhtun Nasr’ın Helâkı

İslam tarihi, tefsir ve kısas-ı enbiya literatüründe Buhtun Nasr olarak bilinen, batı tarihinde ise II. Nabukadnezar (Nebukadnezar) adıyla anılan Babil Kralı, yeryüzünde kan dökmekte sınır tanımayan, mağrur ve işgalci karakterlerin en bariz örneklerinden biridir. İsrailoğulları’nın isyanları ve tevhitten sapmaları neticesinde ilahi bir ceza aparatı olarak Kudüs’e saldıran, Beytü’l-Makdis’i yerle yeksan edip on binlerce insanı katleden bu hükümdar, gücünün zirvesindeyken kendisini kâinatın hakimi olarak görmeye başlamıştı. Ancak ilahi yasa, onun bu işgalci kibrini sarsıcı bir akli ve fiziki helâk mekanizmasıyla cezalandırmıştır.
Kudüs’ün Yağmalanması ve İlahi Ceza Olarak Yükseliş
İsrâ Suresi’nin ilk ayetlerinde işaret edilen, İsrailoğulları’nın yeryüzündeki ilk bozgunculukları neticesinde üzerlerine gönderilen “korkunç güç sahibi kullar” tanımının tarihsel karşılığı büyük oranda Buhtun Nasr ordularıdır. MS öncesi 586 yılında Kudüs’ü kuşatan Buhtun Nasr, şehri tamamen yakmış, kutsal ahit sandığını gasbetmiş ve Yahudileri Babil’e köle olarak sürgün etmiştir (Babil Sürgünü). Bu büyük askeri başarı, onun içindeki ilahlık kibrini ve acımasızlığı körüklemiş, Babil’in Asma Bahçeleri’ni inşa ettirerek dünyada ölümsüz bir krallık kurduğunu iddia etmiştir.
Helâk Biçimi: Vahşi Bir Hayvana Dönüşme ve Delilik Azabı

Tarih kitaplarında (Taberî, İbnü’l-Esîr) ve Daniel peygamberin risaleleri gibi semavi kaynakların şerhlerinde aktarıldığı üzere, Buhtun Nasr gücünün ve kibrinin zirvesindeyken ilahi bir azaba çarptırıldı. Allah onun elinden aklını ve insani melekelerini aldı.
Buhtun Nasr, yedi yıl boyunca kendisini vahşi bir hayvan sanma hastalığına (likantropi / delilik) müptela oldu. Sarayından kaçarak ormanlarda, dağlarda ot yiyerek yaşadı; tırnakları kuş pençesine, saçları aslan yelesine döndü. Yeryüzünün o en mağrur kralı, tebaasının gözü önünde vahşi bir hayvandan daha sefil bir duruma düşerek zilleti tattı. Aklı kendisine geri verildiğinde mülkün gerçek sahibinin Allah olduğunu itiraf etse de, ömrünün son dönemini acılar, hezeyanlar ve tam bir bedensel çöküş içinde tamamlayarak helâk oldu. Krallığı ise ölümünün hemen ardından tamamen parçalanarak tarih sahnesinden silindi.
Kaynakça
- İslam Tarihi Kaynağı: Taberî, Târîhu’l-ümem ve’l-mülûk, Babil ve Kudüs bahisleri.
- İbnü’l-Esîr. el-Kâmil fi’t-Târîh, c. I, Kudüs’ün tahribi maddesi.
- Daniel Kitabı (Ahd-i Atik): 4. Bölüm (Nabukadnezar’ın deliliği ve ormana sürgün analizleri).
Kaynak: islamvetarih.com
