CELALİ ZİKİRLERİN VE TEVAZUUN SULTANI: SEYYİD AHMED ER-RİFÂÎ (K.S.)
İslam tasavvuf ve tarikat tarihinin en meşhur, en karizmatik ve zikir meclislerindeki o muazzam celali coşkuyla tanınan dört büyük kutbundan (Aktâb-ı Erbaa) biri Seyyid Ahmed er-Rifâî’dir. Hicri 512 (Miladi 1118) yılında Irak’ın Vâsıt bölgesinde dünyaya gelen ve tam adıyla Ahmed bin Ali el-Hüseynî (v. 578/1182) olan bu ulu sultan, hem Hz. Hasan hem de Hz. Hüseyin soyundan gelen şerefli bir Ehli Beyt halkasıdır. O, İslam dünyasında Rifâiyye tarikatının kurucusu olup, Peygamber Efendimize (s.a.v.) olan o muazzam ruhani yakınlığı ve sarsılmaz tasavvuf ahlakıyla asırlar boyu Müslümanların baş tacı olmuştur.
Ravza-i Mutahhara’daki Mucizevi Selamlaşma
Ahmed er-Rifâî Hazretleri’ni İslam tarihinde ve tüm tarikat dünyasında en meşhur kılan hadise, hicri 555 yılında hac vazifesini yaptıktan sonra Medine’de, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) kabri (Ravza-i Mutahhara) başında yaşadığı o dillere destan mucizedir.
Hazreti Pir, Peygamber Efendimizin kabrinin önüne geldiğinde büyük bir hasret ve gözyaşı içinde, “Uzakta iken ruhumu sana elçi gönderirdim, şimdi ise bizzat huzuruna geldim, mübarek elini uzat da şu dudaklarım öpsün” manasına gelen meşhur Arapça kasidesini okudu. O esnada, aralarında dönemin büyük alimlerinin de bulunduğu binlerce şahidin gözü önünde, Peygamber Efendimizin mübarek eli kabr-i şerifinden dışarı uzanmış ve Ahmed er-Rifâî o nurani eli büyük bir tazimle öpmüştür. Bu açık keramet, onun Efendimiz katındaki sarsılmaz manevi makamının en meşhur ilahi mührüdür.
Tevazu Mektebi ve Hayvanlara Olan Şefkati
Ahmed er-Rifâî, bu devasa manevi makamlarına ve kerametlerine rağmen, tasavvuf dünyasında “Zillet ve Meskenet” yani mutlak tevazu ve yokluk kapısını seçmiştir. Kendisini her zaman insanların en hakiri olarak görür, hastaların yaralarını bizzat temizler, körlerin ellerinden tutup sokaklarda yürütürdü.
Onun hayvanlara ve tüm mahlukata olan şefkati tasavvuf ahlakının en meşhur dersidir: Bir gün hırkasının eteğinde bir kedinin uyuduğunu görmüş, namaz vakti geldiğinde kediyi uyandırmamak için hırkasının o kısmını makasla keserek namaza gitmiştir. Dönüşte kedinin uyandığını görünce kestirdiği parçayı hırkasına yeniden dikmiştir. Cüzzamlı ve hasta hayvanları çöllerden toplayıp yıkayacak, onları besleyecek kadar muazzam bir merhamet sultanıydı.
Rifâiyye Yolu ve Vefatı
Onun açtığı manevi yol olan Rifâiyye, İslam dünyasında sesli, gür ve celali zikirleriyle efsaneleşmiştir. Zikir meclislerinde müridlerin ateşle oynaması, vücutlarına şiş batırması gibi burhan (keramet) gösterileri, onun sünnete tam bağlılığının Allah tarafından bir tasdiki olarak kabul edilir. O, “Sünnet-i seniyyeye uymayan hiçbir yol hakikate çıkmaz” diyerek dervişlerini daima fıkıh ve ilim deryasında tutmuştur. 1182 yılında Irak’ın Ümmü Ubeyde köyünde vefat eden Hazreti Pir’in türbesi, bugün hala İslam dünyasının en büyük feyiz ve zikir merkezlerinden biridir.
Kaynak: islamvetarih.com