İslam adalet ve yargılama sisteminde (Kaza), davaların şüpheye yer bırakmayacak şekilde çözülmesi, haklının hakkına kavuşması ve suçlunun hak ettiği cezayı alması için deliller hukuku muazzam bir titizlikle kurgulanmıştır. Bir davanın neticelenmesini sağlayan en güçlü, en kesin ve fıkıhta “delillerin şahı” kabul edilen hukuki unsur İkrâr müessesesidir. İkrar; bir kimsenin, kendi aleyhine olan bir hakkı veya işlediği bir suçu, hiçbir baskı altında kalmadan, kendi hür iradesiyle mahkeme ve hakim huzurunda itiraf etmesidir.
Mecelle’de de “Kişi kendi ikrarı ile muahaze olunur” (Madde 79) kaidesiyle sabit olan ikrar, fıkhen yoruma yer bırakmayan kesin bir delildir. Bir ikrarın mahkemede hukuken geçerli olabilmesi için çok sıkı fıkhî şartlar aranır. İlk olarak ikrar eden kişinin akıl sağlığının yerinde olması ve ergenlik çağına gelmiş olması şarttır.
İkinci ve en hayati şart ise rızadır; yani itirafın işkence, tehdit, korkutma (ikrah) veya hile ile alınmamış olması gerekir. Zorlama ve işkence altında yapılan hiçbir itiraf İslam hukukunda geçerli kabul edilmez ve bu yolla ceza verilemez. Özellikle had cezalarını gerektiren suçlarda, suçlu ceza uygulanmadan önce ikrarından dönerse (itirafını geri çekerse), şüphe doğduğu için had cezası derhal düşer.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Soru 1: Karakolda veya baskı altında imzalatılan itiraf belgeleri İslam fıkhına göre geçerli bir ikrar sayılır mı?
- Cevap: Kesinlikle hayır. İslam ceza hukukuna göre ikrarın geçerli olabilmesi için hakimin huzurunda, mahkeme salonunda serbest iradeyle yapılması şarttır. Baskı, tehdit, darp veya işkence altında alınan hiçbir beyan hukuki değer taşımaz; bu yolla insana ceza vermek İslam adaletine taban tabana zıttır.
- Soru 2: Bir kimsenin başkasının borcunu “Benim borcumdur” diyerek üstlenmesi ikrar mıdır, hukuken bağlayıcı mıdır?
- Cevap: Eğer bir kimse mahkemede başkasının aleyhine olan bir maddi yükümlülüğü kendi rızasıyla kabul ederse, bu bir ikrardır ve kendisini hukuken bağlar. Mahkeme o parayı ikrar eden kişiden tahsil eder. Bu durum fıkhen kefalet veya borç ikrarı olarak değerlendirilir.
KAYNAKÇA
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “İkrar” maddesi, Cilt 22, s. 42-46.
- Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, İkrar Kitabı, Maddeler 1572-1612.
KAYNAK: islamvetarih.com