İslam hukukunun ceza ve adalet bölümünü oluşturan Ukubat, toplumda suç işlenmesini önlemek, bireylerin can, mal, akıl, nesil ve din emniyetini (Zarûriyyât-ı Hamse) korumak amacıyla konulmuş hukuki yaptırımlardır. İslam ceza hukukunda cezalar temel olarak üç gruba ayrılır: Had, Kısas ve Ta’zir. Bunlar içinde sınırları ve miktarları doğrudan ayet ve hadislerle belirlenmiş olan şer’i cezalara Had Cezaları denir.
Had cezaları; hırsızlık, yol kesme (hırâbe), zina, iftira (kazf), içki içme (şürb) ve dinden dönme (irtidat) gibi toplum düzenini en derinden sarsan büyük cürümlere verilir. Ancak İslam fıkhı, bu cezaların uygulanmasında muazzam bir adalet ve titizlik şartı koşmuştur. En ufak bir şüphe, delil yetersizliği veya şahitlerin ifadelerindeki çelişki durumunda had cezaları derhal düşer. Peygamber Efendimiz, “Şüpheleriniz olduğu sürece had cezalarını düşürünüz (uygulamayınız)” (Tirmizî) buyurarak ceza hukukundaki evrensel şüphe ilkesini asırlar önce koymuştur.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Soru 1: İslam hukukunda hırsızlık suçuna had cezası (el kesme) verilmesinin şartları nelerdir?
- Cevap: Hırsızlık haddinin uygulanabilmesi için malın kilitli/korunaklı bir yerden (hırz) çalınması, belirli bir nisap değerinin üstünde olması, ülkede kıtlık/açlık durumunun bulunmaması ve suçun iki adil şahitle şüphe bırakmayacak şekilde ispatlanması şarttır. Mazeret veya açlık durumunda bu ceza asla uygulanmaz.
- Soru 2: Had cezalarını şahıslar veya aşiretler kendi başlarına uygulayabilir mi?
- Cevap: Kesinlikle hayır. İslam hukukunda cezaları uygulama yetkisi sadece resmi devlet otoritesine ve adil mahkemelere (kadılara) aittir. Şahısların kendi başlarına ceza vermeye kalkışması anarşi yaratır ve fıkhen büyük bir suçtur.
KAYNAKÇA
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Had” maddesi, Cilt 14, s. 547-553.
- Abdülkadir Udeh, İslam Ceza Hukuku ve Beşeri Hukuk, Cilt 1, Ravza Yayınları.
KAYNAK: islamvetarih.com