ŞEHADETİN ŞAHI VE HAKİKATİN SESİ: HZ. HÜSEYİN BİN ALİ (R.A.)
İslam tarihinin en dramatik, en sarsıcı ve haksızlığa karşı duruşun kıyamete kadar sembolü haline gelen şahsiyeti Hz. Hüseyin bin Ali (r.a.)’dır. Hicretin 4. yılında Medine’de, abisi Hz. Hasan’dan bir yıl sonra dünyaya gelmiştir. Adını yine bizzat dedesi Peygamber Efendimiz (s.a.v.) koymuştur. Kardeşiyle birlikte Ehli Beyt’in en kıymetli iki halkasından biri olan Hz. Hüseyin, cesareti, heybeti, ilmi derinliği ve tavizsiz hürriyet anlayışıyla bilinirdi.
Peygamberin Kucağından Kerbela Gecelerine
Peygamber Efendimiz, Hz. Hüseyin hakkında da çok büyük müjdeler vermiş ve “Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim. Allah Hüseyin’i seveni sever” buyurmuştur. Dedesi ve annesinin vefatının ardından abisi Hz. Hasan ile birlikte babası Hz. Ali’nin dizinin dibinde büyümüş; Bedir, Uhud ruhunu doğrudan yaşayan büyük sahabelerin meclislerinde yetişmiştir. Babasının halifeliği döneminde onunla birlikte çetin mücadelelere katılmış ve askeri tecrübe kazanmıştır.
Abisi Hz. Hasan’ın vefatının ardından Medine’de Ehli Beyt’in lideri konumuna gelen Hz. Hüseyin, Muaviye’nin vefatından sonra oğlu Yezid’in hilafeti zorla ve saltanat sistemiyle devralmasına karşı çıktı. İslam devletinin şura ve liyakat ilkelerinin çiğnenmesine, hilafetin bir krallığa dönüştürülmesine rıza göstermedi. Kûfe halkının kendisine binlerce mektup yazarak sadakat ve biat sözü vermesi üzerine, adaleti ve hakikati yeniden tesis etmek amacıyla ailesi ve küçük bir grupla birlikte Kûfe’ye doğru yola çıktı.
Kerbela Faciası ve Destansı Direniş
Hz. Hüseyin’in bu yürüyüşü, Yezid’in Kûfe valisi Ubeydullah bin Ziyad’ın emrindeki binlerce kişilik devasa bir ordu tarafından Kerbela çölünde kesildi. Günlerce süren kuşatma boyunca, aralarında kadınların ve kundaktaki bebeklerin de bulunduğu Ehli Beyt mensuplarının Fırat Nehri’nden su alması engellendi. Hz. Hüseyin’e ya Yezid’e biat etmesi ya da ölümle yüzleşmesi şartı koşuldu.
Zulme boyun eğmeyi reddeden Hz. Hüseyin, yanındaki az sayıdaki sadık dostuna dönerek gitmekte serbest olduklarını söyledi. Ancak hiçbiri onu bırakmadı. Hicretin 61. yılında (M. 680), Muharrem ayının onuncu günü (Aşure Günü), İslam tarihinin en karanlık ve yürek burkan katliamı gerçekleşti. Hz. Hüseyin, tek başına kalana kadar aslanlar gibi savaştı. Vücuduna isabet eden onlarca ok ve kılıç darbesinin ardından acımasızca şehit edildi ve mübarek başı gövdesinden ayrıldı.
Kıyamete Kadar Sönmeyecek Bir Meşale
Kerbela Faciası, Müslümanların yüreğinde hiçbir zaman kapanmayacak derin bir yara açmış olsa da, Hz. Hüseyin’in haksızlığa, zulme ve istibdada karşı sergilediği bu tavizsiz duruş, kıyamete kadar tüm mazlum milletlerin ve hak arayanların en büyük ilham kaynağı olmuştur. O, canı pahasına İslam’ın izzetini ve ilkelerini korumuş, saltanata biat etmektense şehadeti seçerek “Şehitlerin Şahı” unvanını almıştır. Mübarek naaşı bugün Irak’ın Kerbela şehrindeki türbesindedir ve her yıl milyonlarca Müslüman tarafından hürmetle ziyaret edilmektedir.
Kaynak: islamvetarih.com