İslam fıkhında mükelleflerin kendi iradeleriyle, normalde dinen farz veya vacip olmadığı halde bir ameli kendilerine borç kılmalarına Adak, fıkhi literatürdeki adıyla Nezir denir. Adak, bir kimsenin meşru bir amacın gerçekleşmesi (örneğin bir hastanın iyileşmesi, bir işin hayırla sonuçlanması) şartına bağlı olarak veya mutlak surette Allah rızası için namaz kılmayı, oruç tutmayı ya da kurban kesmeyi taahhüt etmesidir. Adak yapıldıktan sonra, şart gerçekleştiği an o adağın yerine getirilmesi fıkhî bir zorunluluk (vacip) haline gelir.
Bir adağın geçerli olabilmesi için ada kurbanı veya ada konusunun cinsinden İslam’da bir farz veya vacip ibadet türünün bulunması şarttır (Örneğin “Şu işim olursa fakirlere yemek dağıtacağım” demek bir ibadet cinsinden adaktır; ancak “Şu işim olursa dükkanın camını sileceğim” demek fıkhi bir adak sayılmaz). Kur’an-ı Kerim’de adaklarını yerine getiren müminler övülmüştür.
En çok karşılaşılan ve dikkat edilmesi gereken fıkhî hassasiyet Adak Kurbanı ve bu kurbanın etinin kimler tarafından yenebileceğidir. Adak kurbanı kesen kişinin, bu kurbanın etinden kendisinin, ailesinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yemesi kesinlikle haramdır. Eğer bilmeden yerlerse, yedikleri etin piyasa değerini hesaplayıp yoksullara sadaka olarak dağıtmaları gerekir. Adak etinin tamamı sadece muhtaç durumdaki fakirlere pay edilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Soru 1: Adak kurbanının etinden adak sahibinin annesi, babası, eşi veya çocukları yiyebilir mi?
- Cevap: Kesinlikle hayır, yiyemezler. Adak sahibinin usûl ve fürûu dediğimiz yani annesi, babası, dedesi, ninesi, eşi, çocukları ve torunları zengin veya fakir olsalar dahi bu etten tek bir lokma bile yiyemezler. Et sadece aile dışındaki muhtaç yoksulların hakkıdır.
- Soru 2: Bir şart gerçekleştikten sonra adak kurbanını hemen kesmek şart mıdır, geciktirilebilir mi?
- Cevap: Adağın bağlı olduğu meşru şart gerçekleştikten sonra (Örn: Sınavı kazanmak, hastanın şifa bulması), adağın ilk imkan dâhilinde geciktirilmeden yerine getirilmesi vaciptir. Haklı bir mazeret olmaksızın adağı aylarca, yıllarca ertelemek kul hakkı ve Allah’a verilen söz bakımından vebal doğurur.
KAYNAKÇA
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nezir” maddesi, Cilt 33, s. 45-48.
- İbn Rüşd, Bidâyetü’l-Müctehid ve Nihâyetü’l-Muktesid, Adak ve Kurban Hükümleri.
KAYNAK: islamvetarih.com