İSLÂM DÜNYASININ İKİNCİ ÖĞRETMENİ: FÂRÂBÎ VE FELSEFENİN ALTIN ÇAĞI
İslam medeniyetinin bilim ve felsefede dünyaya liderlik ettiği altın çağın en parlayan entelektüel dehası, Batı dünyasında “Alpharabius“ adıyla anılan büyük dâhi Fârâbî’dir. İslam düşünce tarihinde, antik Yunan filozofu Aristoteles’ten (Muallim-i Evvel / Birinci Öğretmen) sonra insanlık felsefesini en üst düzeyde sistemleştiren kişi kabul edildiği için kendisine “Muallim-i Sânî“ (İkinci Öğretmen) unvanı verilmiştir. Tam adı Ebû Nasr Muhammed bin Muhammed el-Fârâbî (v. 339/950) olan bu Türk asıllı filozof; mantıktan sosyolojiye, müzik teorisinden siyaset felsefesine kadar çağının tüm bilim dallarında kurucu teoriler üretmiş evrensel bir polimattır.
Fârâb Kasabasından Bağdat’ın İlim Halkalarına
Bugünkü Kazakistan sınırları içinde yer alan kadim Fârâb (Otrar) şehrinde dünyaya gelen filozof, ilk eğitimini tamamladıktan sonra bilginin izini sürerek dönemin hilafet merkezi olan Bağdat’a geldi. Olağanüstü dil yeteneği sayesinde kısa sürede Arapça, Farsça, Grekçe ve Süryanice dahil olmak üzere yetmişe yakın lisanı ve kadim dünyanın tüm felsefi metinlerini inceleyecek düzeye erişti.
Fârâbî, Aristoteles’in en zor mantık ve metafizik eserlerini şerh ederek, anlaşılması neredeyse imkansız olan antik Grek felsefesini İslam inanç esaslarıyla (Tevhid akidesiyle) harmanlayan “Meşşâîlik” felsefe okulunun gerçek mimarı oldu. Onun mantık alanında yazdığı eserler olmasaydı, daha sonra gelen İbn-i Sîna ve İmam Gazâlî gibi dehaların fikri altyapısı eksik kalırdı.
Erdemli Toplum ve İdeal Devlet: el-Medînetü’l-Fâzıla
Fârâbî, sadece soyut felsefi teorilerle uğraşmadı; insanlığın huzur içinde yaşayabileceği ideal bir dünya düzeninin formüllerini aradı. Onun sosyoloji ve siyaset felsefesi tarihindeki başyapıtı “el-Medînetü’l-Fâzıla” (Erdemli Şehir/Devlet) adını taşır. Platon’un Devlet adlı eserine İslamî ve ahlaki bir vizyon kazandıran bu kitabında Fârâbî; bir devletin ancak ve ancak yöneticilerinin bilge, adil, ahlaklı ve filozof olduğu müddetçe “erdemli” kalabileceğini savunmuştur.
Ona göre, insanların dünyada ve ahirette mutlak mutluluğa (saadete) ulaşabilmeleri, ancak adaletle yönetilen, yardımlaşmayı esas alan erdemli bir toplum yapısıyla mümkündür. Fârâbî’nin bin yıl önce ortaya koyduğu bu toplum sosyolojisi, modern siyaset biliminin en temel kurucu metinlerinden biri kabul edilir.
Müziğin Dehası ve Kanun Enstrümanının Mucidi
Fârâbî, felsefedeki ağırlığının yanı sıra dünya müzik tarihinin de en büyük otoritelerinden biridir. Yazdığı “Kitâbü’l-Mûsîka’l-Kebîr” (Büyük Müzik Kitabı), orta çağ boyunca müzik teorisi alanında kaleme alınmış en kapsamlı eserdir. Ses dalgalarını, makamları ve akort sistemlerini matematiksel kurallarla ilk kez o açıklamıştır. Bugün Türk ve Doğu müziğinin en meşhur çalgılarından biri olan “Kanun” enstrümanının mucidinin bizzat Fârâbî olduğu kabul edilir.
Hayatının son dönemini Halep ve Şam’da, Hamdani Emiri Seyfüddevle’nin hamiliğinde, tam bir derviş sadeleşmesi ve inzivası içinde geçiren bu büyük İslam felsefecisi, 950 yılında Şam’da vefat etmiştir. O, İslam medeniyetinin rasyonel aklını ve evrensel ilim ufkunu dünyaya kanıtlayan sönmeyecek bir meşaledir.
Kaynak: islamvetarih.com