İSLAM’IN İLK SESİ VE SABIR ABİDESİ: BİLAL-İ HABEŞÎ (R.A.)
İslam tarihinin en simge şahsiyetlerinden biri olan Bilal-i Habeşî (r.a.), kölelikten sadakat ve takva ile yükselerek ümmetin efendisi unvanına erişmiş müstesna bir sahabedir. Hicret’ten yaklaşık kırk yıl önce Mekke’de doğan Bilal, Habeşistan asıllı bir köle ailenin çocuğuydu. İslam’ın doğuş yıllarında Mekke’nin azılı müşriklerinden Ümeyye bin Halef’in kölesi olarak hayatını sürdürmekteydi.
“Ehad! Ehad!” Çığlığı ve İşkencelere Karşı Direniş
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v.) nübüvvet verildiğinde, İslam’ı gizlice kabul eden ilk isimlerden biri de Bilal oldu. Onun Müslüman olduğunu öğrenen efendisi Ümeyye bin Halef, onu dinden döndürmek için insanlık dışı işkence yöntemlerine başvurdu. Mekke’nin kavurucu yaz sıcağında, Bilal’i kızgın kumlara yatırır, göğsüne kocaman taşlar koydurur ve İslam’ı inkar etmesini haykırırdı.
Ancak Bilal, maruz kaldığı bu dayanılmaz acılara rağmen sarsılmaz bir imanla sadece tek bir kelimeyi tekrarlardı: “Ehad! Ehad!” (Allah tektir, birdir!). Onun bu asil ve tavizsiz direnişi, Mekke sokaklarında yankılanırken Müslümanların gönlünde büyük bir hayranlık uyandırdı. Hz. Ebu Bekir, bu işkencelere daha fazla dayanamayarak büyük bir meblağ ödeyip Bilal’i satın aldı ve Allah rızası için hürriyetine kavuşturdu. Hz. Ömer, yıllar sonra bu hadiseyi anarken, “Ebu Bekir efendimizdir; efendimiz Bilal’i azat etmiştir” diyerek ona olan derin saygısını dile getirecekti.
İslam’ın İlk Müezzini ve Medine Yılları
Medine’ye hicretin ardından, Müslümanları namaza çağırmak için bir usul arayışına girildi. Rüyada görülen ezan lafızlarının Peygamber Efendimize bildirilmesiyle, Efendimiz gür, pürüzsüz ve etkileyici sesinden ötürü bu şerefli vazifeyi Bilal’e verdi. Bilal-i Habeşî, Medine’de okuduğu o ilk ezanla İslam tarihinin ilk müezzini (Müezzin-i Resûlullah) olma şerefine erişti.
Bilal, sadece bir müezzin değil, aynı zamanda Peygamber Efendimizin en yakın hizmetkarlarından biri, beytülmalin (devlet hazinesinin) sorumlusu ve gazvelerin cesur bir neferiydi. Bedir Savaşı’nda, kendisine Mekke’de işkence eden eski efendisi Ümeyye bin Halef ile karşılaştı ve onun ortadan kaldırılmasında rol oynayarak ilahi adaletin tecellisine şahitlik etti. Mekke’nin fethi günü ise Peygamber Efendimizin emriyle Kabe’nin damına çıkarak fetih ezanını okudu. Yıllar önce işkence gördüğü o topraklarda İslam’ın tevhit bayrağını sesiyle dalgalandırdı.
Efendimizin Vefatı ve Sessizliğe Gömülen Ses
Peygamber Efendimizin vefatı, Bilal-i Habeşî için hayatın en büyük yıkımı oldu. Efendimizin ayrılığının ardından Medine ona dar gelmeye başladı. Ne zaman ezan okumaya kalksa, “Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah” kısmına geldiğinde hıçkırıklara boğuluyor, ezanı tamamlayamıyordu. Bu derin hüzün sebebiyle Peygamberimizin halifesi Hz. Ebu Bekir’den izin isteyerek cihat etmek üzere Suriye bölgesine gitti.
Yıllar sonra Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Suriye’yi ziyaret eden halifenin ve ashabın yoğun ısrarı üzerine Bilal, son bir kez daha ezan okumayı kabul etti. Onun sesini duyan ashab, Peygamber Efendimizin hayatta olduğu o saadet asrını hatırlayarak gözyaşlarına boğuldu; Medine günleri adeta yeniden canlandı. Bilal-i Habeşî, hicretin 20. yılında (M. 641) Şam’da vefat etti ve Babü’s-Sağîr Mezarlığı’na defnedildi.
Kaynak: islamvetarih.com