BİZANS’IN GEÇİLMEZ DENİLEN KALESİNİN DÜŞÜŞÜ: AMORİON (AMÛRİYE) KUŞATMASI VÈ LOJİSTİK DEHA
İslam askeri tarihinde, bir şehrin fethi sadece kaba kuvvetle veya kalabalık ordularla değil; bazen aylarca süren lojistik hazırlıklar, psikolojik harp taktikleri ve istihbarat dehasıyla gerçekleştirilir. Bu muazzam kuşatma stratejilerinin klasik çağdaki en meşhur ve en az bilinen örneklerinden biri, Afyon-Ankara hattı yakınlarında yer alan, Bizans İmparatorluğu’nun Anadolu’daki en büyük askeri üssü ve hanedanlığın doğduğu yer olan kadim Amorion (Amûriye) şehrinin fethidir. Miladi 838 (Hicri 223) yılında Abbasi Halifesi Mu’tasım Billâh komutasında gerçekleştirilen bu sefer, bir kadının çığlığıyla başlayan sarsılmaz bir onur savaşı ve surları yıkan dâhi bir lojistik mühendislik harikasıdır.
“Yetiş Ya Mu’tasım!” Çığlığı ve Savaşın Nedeni
Savaşı tetikleyen hadise, askeri bir hamleden ziyade bir namus ve izzet meselesiydi. Bizans İmparatoru Teofilos, Müslüman topraklarına saldırarak Malatya (Zibatra) yakınlarında büyük bir katliam yapmış, Müslüman kadınları esir almıştı. Esir düşen Haşimi soyundan asil bir kadının, Bizans zindanlarında “Vâ Mu’tasımâh!” (Yetiş ya Mu’tasım, neredesin!) diye feryat ettiği haberi Bağdat’a, halifenin sarayına ulaştı.
Halife Mu’tasım, sarayında tahtında otururken bu haberi duyduğu an elindeki kadehi bıraktı, “Lebbeyk! (Emret, geliyorum!)” diye haykırdı. Dönemin saray müneccimleri yıldızlara bakarak, “Ey Halife, bu mevsimde Amûriye’ye sefer düzenleme, burçlar uğursuzdur, yenileceksin” dediler. Ancak Mu’tasım, “Benim müneccimim imanımdır ve mazlumun feryadıdır” diyerek tarihin gördüğü en organize lojistik hazırlığı başlattı.
Saray Yıldızlarına Karşı Lojistik Düzenleme
Amorion, üç kat surlarla çevrili, etrafı derin hendeklerle kazılmış, içindeki Bizans garnizonunun yıllarca yetecek erzağa sahip olduğu askeri bir kaleydi. Halife Mu’tasım, ordunun yollarda susuzluktan kırılmasını engellemek amacıyla Bağdat ile Anadolu sınırları arasına devasa su kuyuları, menziller ve erzak depoları inşa ettirdi.
Orduyu iki koldan (biri Afşin komutasında, diğeri bizzat kendi önderliğinde) Toros Dağları’nı aşarak Anadolu’ya soktu. Bizans imparatorunun ordusunu Anzen Savaşı’nda mağlup ettikten sonra iki kol Amorion surları önünde birleşti. Surların yüksekliği ve hendeklerin derinliği karşısında ordu ilk gün donakaldı. İşte tam bu saniyede, Halife Mu’tasım askeri mühendislerini devreye soktu.
Surları Yıkan İstihbarat ve “Kuşatma Kuleleri” Taktikleri
Müslüman komutanlar, surların zayıf bir noktasını bulmak amacıyla harika bir istihbarat ağı yürüttüler. Bizans ordusundan kaçarak Müslüman olan hidayet erleri (veya esirler), surların arka tarafında, geçmiş yıllarda yaşanan bir sel felaketinde yıkılan ve alelacele kerpiçle örülüp üzeri sadece dışarıdan taş gibi gösterilen gizli bir zayıf duvar kesitini halifeye ihbar ettiler.
Mu’tasım, mancınıkları ve devasa taş fırlatan makineleri (büyük arrâdeleri) tamamen bu zayıf noktaya hizalattı. Aynı zamanda, hendeklerin doldurulması için askerlerine binlerce boş koyun ve sığır derisi dağıttı. Derilerin içi toprakla doldurularak hendeklere fırlatıldı ve mancınıkların yanaşacağı düz zeminler oluşturuldu. Ahşaptan yapılan devasa “Yüzen Kuşatma Kuleleri” hendeklerin üzerinden surların tepesine kadar yanaştırıldı. Günlerce süren aralıksız bombardıman neticesinde, kerpiçle gizlenen o zayıf sur kesiti çöktü ve İslam ordusu şehre girdi. Amorion’un düşüşü, Bizans’ın Anadolu’daki askeri gururunu yerle bir etti ve halife, o esir kadını kurtararak İslam’ın izzetini dünyaya bir kez daha kanıtladı.
Kaynakça ve Askeri Strateji Pınarı: Bu görkemli Anadolu kuşatması araştırmamız; İmam Taberî’nin Târîhu’l-Ümem ve’l-Mülûk (Hicri 223 Yılı Vakaları) eseri, Yakûbî’nin Târîh’i, İbnü’l-Esîr’in el-Kâmil fi’t-Târîh külliyatı ve modern harp tarihçilerinin “Orta Çağ Surlarını Aşma ve Lojistik İstihbarat Hatları” üzerine yayınladığı askeri taktik makalelerinden derlenerek kaleme alınmıştır.
Kaynak: islamvetarih.com