ANADOLU VE OSMANLI’NIN MANEVİ TEMELLERİ: HOCA AHMED YESEVÎ VE ŞEYH EDEBALİ HAZRETLERİ
Anadolu topraklarının İslâmlaşması ve Osmanlı İmparatorluğu’nun bir cihan devletine dönüşmesi, sadece askeri zaferlerin değil, muazzam bir kılıçsız fetih ve irfan hareketinin ürünüdür. Bu hareketin Asya’daki kökü Hoca Ahmed Yesevî, Anadolu’daki siyasi ve manevi meyvesi ise Şeyh Edebali Hazretleri’dir.
Türk Dünyasının Pir-i Türkistan’ı: Hoca Ahmed Yesevî (k.s.)
Türk dünyasında İslam inancının, ahlakının ve tasavvufunun ilk kurucu babası kabul edilen ve “Pir-i Türkistan” unvanıyla anılan Hoca Ahmed Yesevî’dir (v. 562/1166). Bugünkü Kazakistan’ın Yesi şehrinde yaktığı irfan meşalesi, yetiştirdiği “Alperenler” (Gazi Dervişler) vasıtasıyla dalga dalga Anadolu’ya, Balkanlar’a ve Avrupa içlerine kadar ulaşmıştır.
Onun saf Türkçe ile kaleme aldığı ve halk arasında ezberlenen muazzam hikmetleri “Dîvân-ı Hikmet”, Kur’an ve sünnet ahlakının Türk dilindeki ilk kalbi tefsiridir. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) 63 yaşında vefat etmesine hürmeten, kendisi de 63 yaşına geldiğinde yerin altında küçük bir çilehane (yeraltı odası) kazdırmış ve vefat edene kadar ömrünün kalan yıllarını güneş yüzü görmeden tamamen ibadet ve zikirle yeraltında geçirmiştir. Bu muazzam sünnet sevgisi, onu Türk-İslam dünyasının en meşhur kutbu kılmıştır.
Devletin Kurucu Aklı ve Mimarı: Şeyh Edebali Hazretleri (k.s.)
Osmanlı Devleti’nin kuruluş harcını yoğuran, Osman Gazi’nin mürşidi ve kayınpederi olan büyük fıkıh ve tasavvuf dehası Şeyh Edebali’dir (v. 726/1326). Karaman’da doğan ve ilk eğitimini tamamladıktan sonra Şam’da Hanefi fıkhının en yüksek düzeyde eğitimini alan Edebali, zahiri ilimlerin zirvesindeyken tasavvuf deryasına dalmıştır. Bilecik’te kurduğu dergahla, Osmanlı’nın kuruluş aşamasındaki o meşhur “Ahi” teşkilatının lideri olmuştur.
Osman Gazi’nin rüyasında Şeyh Edebali’nin göğsünden doğup kendi göğsüne giren ve oradan tüm dünyayı kaplayan bir çınar ağacı görmesi, cihan imparatorluğunun manevi müjdesi olmuştur. Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye yaptığı o meşhur vasiyetindeki; “Ey oğul! Beysin; bundan sonra öfke bize, uysallık sana… İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!” düsturu, Osmanlı İmparatorluğu’nun 600 yıl boyunca dünyayı adaletle yönetmesini sağlayan anayasal felsefesinin en meşhur manifestosu haline gelmiştir.
Kaynak: islamvetarih.com