Ezberinizi bozacak bir soru…
Sizce Osmanlı’nın son devrinde siyasi parti var mıydı, ya da seçme ve seçilme hakkı var mıydı ?
Bir soru daha sorsam Cumhuriyetin kurulması sonrası ve Osmanlı’nın son devrini karşılaştırsak hangisinde çok partili hayat vardı, hangisinde seçme ve seçilme hakkı vardı ?
Herkes bu sorulara tabi ki Cumhuriyet devri diye cevap verir. Cumhuriyet bize demokrasiyi, çok partili hayatı getirdi der.
Osmanlı’da seçme ve seçilme hakkı mı olur, siyasi parti mi olur, herkes padişahın kölesidir gibi bir cevap çoğunlukta olur.
Fakat gerçekler çok farklı.
Hemen bakalım.
1908’de ilan edilen 2. Meşrutiyet ve açılan meclis sonrası, Osmanlı Devleti’nde oluşan siyasi partiler :
İttihat ve Terakki Partisi
Ahrar Partisi
Osmanlı Demokrat Partisi
İttihad-i Muhammedi Partisi
Mutedil Hürriyetpervan Partisi
Islahat-ı Esasiye Osmaniye Partisi
Osmanlı Sosyalist Partisi
Hürriyet ve İtilaf Partisi
Milli Meşrutiyet Partisi
Kaç etti saydınız mı ?
Bu partiler o kısacık on oniki senede oluşmuş partiler. Sosyalist parti bile var. Tamam o devirde de bildiğimiz manada bir siyasi atmosfer yoktu ama, bizim kıyasımız Cumhuriyet sonrası oluşan dönem.
Güçleri, oy potansiyelleri ayrı bir konu. Ama görüyorsunuz ki, seçenek var. Ayrıca genel seçimler var. 1908, 1912, 1914 ve 1919 olmak üzere dört genel seçim yapılmış.
Ayrıca tek bir kişinin isteğine ve onayına göre seçilmiş mebuslar da yok. Burda yanlış anlaşılmasın, 1908 ve sonrası yaşanılanları tasvip etmiyorum.
Sadece Osmanlı’nın son devrinde oluşan siyasi partileri ve demokrasiyi getirdiği idda edilen Cumhuriyetin sonrasında oluşan siyasi düzene dikkat çekmek istiyorum.
Evet bir de Cumhuriyetin ilanı sonrası ne var, ne yok bir bakalım :
Cumhuriyet Halk Partisi
Bu kadar ikinci seçim hakkınız yok.
Seçme hakkınız bu kadar. Paylaştığım fotoğraflardaki gibi, oy vermeye gidiyorsunuz ve üzerinde CHP’nin altı oku bulunan örtünün altındaki sandığa oyunuzu atıyorsunuz. Yani CHP’ye oy atmaya zorlanıyorsunuz.
İşte tek parti demokrasisi, işte seçme ve seçilme hakkı.
Ayrıca kimin mebus olup meclise gireceğine de siz karar veremiyorsunuz. İsimler bizzat M.Kemal tarafından seçiliyor ve hakın onayına (!) sunuluyordu.
Serbest Cumhuriyet Partisi ve Terakkiperver Cumhuriyet Partisi isminde iki parti kuruldu ama ikisi de kapatıldı ve seçimlere girmelerine, yaşamalarına izin verilmedi.
Serbest Cumhuriyet Partisi’nın kimsenin beklemediği bir halk desteği aldığı görülünce derhal parti kendini fest etmek zorunda kaldı. Partiyi M.Kemal, başka partide var görünsün mantığıyla Fethi Okyar’a kurdurmuştu. Danışıklı dövüş yani.
Fakat beklenmedik destek partinin sonu olmuş, partinin başkanı Fethi Okyar partiyi kapatmıştı.
Terakkiperver Cumhuriyet Partisi’de Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy gibi isimlerin öncülüğünde kurulmuştu. Parti programında yer alan ” Parti, dini düşünce ve inançlara saygılıdır ” maddesi ve 1925 Şeyh Sait isyanı bahanesiyle kapatılmıştı.
1946’ya kadar Cumhuriyet Halk Partisi harici bir parti seçimlere girmedi, çünkü yoktu. 1946’da ilk kez Demokrat Parti seçimlerde yer alma imkanı bulmuştu. O seçimde de açık oy gizli tasnif ile yani oylar gizli sayılarak CHP bir kez daha iktidarı gaspetti.
Yani daha açık yazayım 1946 seçimlerini aslında Demokrat Parti kazandı. Fakat oylar gizli sayıldı ve seçimleri CHP’nin kazandığı ilan edildi.
Değişen dünya şartları, Amerika ve Avrupa’nın artık çok partili hayata geçin baskısı ile geçilen çok partili hayat ile 1950’de halk, tek parti rejiminden kurtuldu.
Böyle bir baskı olmasa tek parti rejimini götürebildikleri kadar götürmek niyetindeydiler emin olun. İşte Cumhuriyet sonrası demokrasi, seçme ve seçilme hakkı…
Yorum kısmına Tarihçi Üstad Kadir Mısıroğlu’nun Serbest Cumhuriyet Partisi’nın halk tarafından nasıl destek gördüğünü anlatan çok kısa bir videosunu atıyorum.
Ayrıca Tarihçi Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci’nin Terakkiperver Cumhuriyet Partisi’nin nasıl kapatıldığını anlatan bir makalesini atıyorum… Allahın Askerleri Mehmetçik