Hz.Ömer Hattab Oğlu Ömer

ADALETİN VE DİRAYETİN SEMBOLÜ: HZ. ÖMER BİN HATTAB (R.A.)

İslam tarihinin en karizmatik, dirayetli ve adil şahsiyetlerinden biri olan Hz. Ömer bin Hattab (r.a.), Müslümanların ikinci halifesi ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) en yakın müşavirlerinden biridir. Fil Vakası’ndan yaklaşık on üç yıl sonra Mekke’de dünyaya gelen Hz. Ömer, Kureyş kabilesinin Adiyesğulları koluna mensuptur. İslam öncesi dönemde Mekke’nin elçilik (sefaret) görevini yürüten, okuma-yazma bilen, ticaretle uğraşan, heybeti ve cesaretiyle tanınan saygın bir liderdi.

İslam’a Girişi ve Müslümanların Güç Kazanması

Hz. Ömer, nübüvvetin ilk yıllarında İslam davasına ve Peygamber Efendimize karşı sert bir tutum sergilemekteydi. Ancak hicretin sixth yılında, Peygamber Efendimizin “Allah’ım! İslam’ı Ebu Cehil veya Ömer bin Hattab ile aziz kıl, hangisi sana daha sevimliyse” duasına mazhar oldu. Kız kardeşi Fatıma ve eniştesi Said bin Zeyd’in Müslüman olduğunu öğrenip evlerini bastığında, orada dinlediği Tâhâ Suresi’nin ilk ayetlerinden derinden etkilendi. Kalbi yumuşayan Ömer, derhal Erkam’ın evine giderek Peygamber Efendimizin huzurunda kelime-i şehadet getirdi ve Müslüman oldu.

Hz. Ömer’in Müslüman olmasıyla Mekke’de dengeler tamamen değişti. O güne kadar gizli saklı ibadet eden Müslümanlar, onun cesareti sayesinde Kabe’de ilk kez toplu ve açık bir şekilde namaz kıldılar. Bu dik duruşu ve hak ile batılı ayırt etmedeki keskin zekası sebebiyle Peygamber Efendimiz kendisine “Fâruk” (hak ile batılı ayıran) unvanını verdi.

Aşikar Hicret ve Gazvelerdeki Kahramanlığı

Müslümanlar Mekke’den Medine’ye gizlice hicret ederken, Hz. Ömer kılıcını kuşanıp Kabe’yi tavaf etti ve müşriklere meydan okuyarak, “Anasını ağlatmak, karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyen varsa şu vadide arkama düşsün!” diyerek güpegündüz, ulu orta hicret etti.

Medine döneminde de Peygamber Efendimizin en güvendiği iki vezirinden biri oldu. Bedir, Uhud, Hendek, Hayber ve Mekke’nin fethi başta olmak üzere bütün askeri harekatlara katıldı. Tebük Seferi öncesinde mal varlığının tam yarısını getirerek İslam ordusuna hibe etti ve infak yarışında Hz. Ebu Bekir ile tatlı bir rekabete girdi. Peygamber Efendimizin vefatından sonra yaşanan sarsıntıda, Hz. Ebu Bekir’in halife seçilmesinde ve ümmetin birliğinin korunmasında kilit rol oynadı.

Adaletle Hükmedilen Halifelik Dönemi (Asr-ı Ömer)

Hz. Ebu Bekir’in vefatının ardından vasiyeti ve ashabın ittifakıyla halife olan Hz. Ömer, on yıllık halifelik döneminde İslam devletini kurumsallaşmış muazzam bir imparatorluğa dönüştürdü. Onun dönemi İslam tarihinin altın çağı olarak kabul edilir:

  • Büyük Fetihler: Sasani İmparatorluğu (İran) tamamen ortadan kaldırıldı; Suriye, Filistin, Mısır ve Irak toprakları İslam devletine katıldı. Kudüs, bizzat Hz. Ömer tarafından barış yoluyla teslim alındı.
  • Devlet Teşkilatlanması: Adli sistemi kurarak mahkemeler açtı ve bağımsız kadılar atadı. Düzenli orduyu kurdu (ordu defterleri oluşturuldu), beytülmali (devlet hazinesini) sistemleştirdi ve posta teşkilatını kurdu.
  • Hicri Takvim: Müslümanların resmi bir takvime sahip olması amacıyla, Efendimizin hicretini başlangıç kabul eden Hicri takvimi yürürlüğe koydu.
  • Sosyal Adalet: Geceleri Medine sokaklarında sırtında un çuvalıyla tebdil-i kıyafet gezer, ihtiyaç sahiplerini bulur ve bizzat kendi elleriyle yardım ederdi. “Fırat kenarında bir kurt bir koyunu kapsa, Allah onun hesabını Ömer’den sorar” sözü, onun yönetim anlayışının temelidir.

Hz. Ömer, hicretin 23. yılında (M. 644), fethettiği topraklardan getirilen bir gayrimüslim köle olan Ebu Lü’lüe tarafından Medine Camii’nde sabah namazı kıldırırken hançerlenerek şehit edildi. Vasiyeti üzerine Hz. Aişe’nin izniyle Peygamber Efendimiz ve Hz. Ebu Bekir’in yanına defnedildi.

Kaynak: islamvetarih.com


admin: Celal Yağmur; Peygamberler tarihi, islam tarihi, osmanlı tarihi, cumhuriyet tarihi, akaid, fıkıh, kelam, felsefe ve çağdaş İslami meseleler üzerine araştırmalar yapıp makaleler yazan bir kalemdir..

This website uses cookies.