Hasan-ı Basri

TABİİN NESLİNİN ULU ÇINARI VE ZÜHDÜN ÖNDERİ: HZ. HASAN-I BASRÎ (R.A.)

İslam düşünce, hadis, fıkıh ve tasavvuf tarihinin en meşhur, en kurucu ve ashab-ı kiramdan sonra ümmetin yetiştiği en parlak kuşağı olan “Tabiin” neslinin mutlak lideri Hasan-ı Basrî’dir. Hicretin 21. yılında, Hz. Ömer’in (r.a.) halifeliğinin son döneminde Medine’de dünyaya gelen Hasan-ı Basrî, doğrudan Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hane-i saadetinin bereketiyle büyümüştür. Annesi, müminlerin annesi Hz. Ümmü Seleme’nin hizmetçisiydi. Annesi işe gittiğinde küçük Hasan ağladığı zaman, Hz. Ümmü Seleme annemiz onu susturmak için kendi mübarek göğsünü ona verir, onu emzirirdi. Bu manevi pınardan beslenen Hasan-ı Basrî, ashabın ulu çınarlarının elinde tam bir ilim ve takva abidesi olarak yetişti.

Basra’da Yankılanan Sahabe Hitabeti ve İlim Halkası

Genç yaşta Medine’den Basra’ya yerleşen Hasan-ı Basrî, orada İslam dünyasının en meşhur ders halkasını kurdu. Fiziksel olarak çok yakışıklı, heybetli ve hitabeti o kadar güçlüydü ki, onu dinleyen sahabeler, “Onun konuşması ve üslubu, Peygamberlerin konuşmasına ne kadar çok benziyor” diyerek hayranlıklarını dile getirirlerdi.

O, sadece bir hadis ve fıkıh alimi değildi; aynı zamanda kalbin hastalıklarını, nefsin hilelerini ve dünya hayatının aldatıcılığını en ince ayrıntısına kadar inceleyen ilk “tasavvuf psikolojisinin” kurucusudur. Onun meclisinde yetişen talebeler (Vâsıl bin Atâ, Amr bin Ubeyd vb.), daha sonra İslam dünyasındaki Mutezile gibi kelam mezheplerini ve ilk büyük tasavvuf okullarını kurmuşlardır. O, İslam düşünce tarihinde tüm ilmi nehirlerin döküldüğü muazzam bir okyanus gibidir.

Dünyayı Titreten Havf (Korku) ve Hüzün Ahlakı

Hasan-ı Basrî’nin tasavvuf dünyasındaki en meşhur vasfı, “hüzün ve havf” (Allah korkusu) ahlakıdır. O, fetihlerle birlikte İslam dünyasına akan muazzam zenginliğin, lüksün ve siyasi taht kavgalarının ümmetin ahiretini karartmasından derin bir endişe duyuyordu. Çağdaşları onun hakkında, “Hasan-ı Basrî’yi ne zaman görsek, sanki annesi yeni vefat etmiş biri gibi hüzünlüydü; cehennem ateşi sadece onun için yaratılmış gibi korku içindeydi” derlerdi.

O, insanları dünyaya kul olmaktan korumak için gece gündüz şu muazzam hikmetleri haykırırdı: “Ey insanoğlu! Sen sadece günlerden ibaretsin. Bir gün geçince bir parçan eksilir, parçan eksilince de ölümün yaklaşır. Öyleyse bugünün kıymetini bil.” Emevi valisi zalim Haccac-ı Zalim’in karşısına dikilip onun zulümlerini yüzüne karşı hakkın diliyle haykıran, kimseden korkmayan sarsılmaz bir adalet kalesiydi.

Ölümsüz Sözleri ve Vefatı

Hasan-ı Basrî, geride ciltlerce kitap bırakmaktan ziyade, kalplere kazınan binlerce hikmetli söz ve ahlaki bir ekol bıraktı. Tefsir, kıraat ve fıkıhta amiral gemisi oldu. Hicri 110 (Miladi 728) yılında Basra’da vefat ettiğinde, Basra halkının tamamı onun cenaze namazına katılmış; o gün Basra Camii’nde ikindi namazı kıldıracak cemaat kalmamıştı çünkü herkes onun tabutunun peşinden mezarlığa koşmuştu. O, İslam’ın ihlas ve zühd dünyasının kıyamete kadar sönmeyecek kutlu şahikasıdır.

Kaynak: islamvetarih.com


admin: Celal Yağmur; Peygamberler tarihi, islam tarihi, osmanlı tarihi, cumhuriyet tarihi, akaid, fıkıh, kelam, felsefe ve çağdaş İslami meseleler üzerine araştırmalar yapıp makaleler yazan bir kalemdir..

This website uses cookies.