Ehli Sünnet İtikadi
İslam, sadece ibadetlerden ibaret olmayan; inanç, ahlak, hukuk ve toplum düzenini de kapsayan bütüncül bir hayat nizamıdır. Bu nizamın temeli ise sağlam bir itikada, yani doğru bir inanç sistemine dayanır. Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’ye dayanan bu itikadi çizgi, asırlardır “Ehli Sünnet vel Cemaat” adıyla anılmış ve İslam ümmetinin büyük çoğunluğunu teşkil eden ana yolu oluşturmuştur.
1.Ehli Sünnet Ne Demektir?
“Ehli Sünnet” Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sünnetine sımsıkı sarılan, dini anlama ve yaşama noktasında sahabe-i kiramın yolunu izleyen kimseleri ifade eder. “Vel Cemaat” ifadesi ise bu doğru yolu cemaatle, yani İslam ümmetinin çoğunluğuyla beraber yürümeyi vurgular. Bu yol, ne aşırılığa ne de eksikliğe sapar; ifrat ve tefritten uzak, mutedil ve istikamet üzere bir çizgidir. Kısaca: Kur’an ve sahih sünnete bağlı kalan Müslümanlar topluluğudur.
Kur’an’da ve Hadislerde Ehli Sünnet’e İşaret
Kur’an-ı Kerîm’de Yüce Allah şöyle buyurur: “Ve hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın; parçalanmayın.” (Ali İmran, 3/103)
Bu ayet, Müslümanların birlik içinde hak yolda bulunmalarını ve bölünmekten kaçınmalarını emreder. “Allah’ın ipi”nden maksat ise Kur’an ve Sünnet’tir. Ehli Sünnet, bu iki ana kaynağa sımsıkı sarılan ve topluca istikamet üzere kalmaya çalışan cemaattir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise şöyle buyurmuştur: “Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak. Bunların yalnız biri kurtuluşa erecektir.” Sahabe sordu: “O fırka kimdir ya Resûlallah?” Buyurdu ki: “Benim ve ashabımın bulunduğu yol üzere olanlardır.” (Tirmizi, İman,18)
Bu hadis-i şerif, kurtuluşun ancak Resûlullah (s.a.v.) ve sahabe-i kiramın yolunu takip etmekle mümkün olduğunu açıkça ortaya koyar. Ehli Sünnet itikadı, işte bu yolun adıdır.
İtikatta (iman esaslarında): Maturidiyye (İmam Maturidi) ve Eş’ariyye (İmam Eş’ari)Amelde (ibadet ve fıkıhta): Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli mezheplerine bağlı olanlardır. Ehli Sünnet, ümmetin çoğunluğunu temsil eder (%90 civarı).
Evet! Çünkü: Kur’an ve sahih sünnetin çizgisine uymak farzdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:“Ümmetim 73 fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan biri hariç hepsi ateştedir.” (Tirmizi, İman,18)
“O kurtulan fırka kimdir ya Resulallah?” dediler. Buyurdu ki: “Benim ve ashabımın yolunda olanlardır.”Bu hadis, Ehli Sünnet’in tek hak grup olduğunu göstermektedir.
Sapkın fırkalar, akılcılığı veya siyaseti dinin önüne koyar. Kur’an’ın tahrifi, sahabenin tekfiri, imamların ilahlaştırılması gibi sapkınlıklar görülür. Peygamberin sünnetini reddeden veya küçümseyen anlayışlar yaygındır. Ahirette kurtuluştan mahrum olma tehlikesi vardır.
1-Allah’a iman
2-Meleklere iman
3-Kitaplara iman
4-Peygamberlere iman
5-Ahiret gününe iman
6-Kadere iman (hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna)
Allah’ın sıfatları vardır, yaratılmış değildir.
Peygamberlerin hepsi masumdur.
Kur’an Allah’ın kelamıdır, mahluk değildir.
Ahiret mutlaka gerçekleşecektir.
Sahabe adildir, hepsi saygıya layıktır.
Sünnet, Kur’an’dan sonra en güçlü delildir.
Vasat (orta) yoldur; ifrat ve tefrite karşıdır.
Akıl ile nakli uzlaştırır.
Sahabe sevgisi esastır.
İcma ve kıyas kabul edilir.
Bid’atten sakınılır. Fırka-i Naciye: (Kurtulan fırka) olma iddiası yoktur; ümmetin ortak mirasını taşır.
Mutezile: Aşırı akılcılık
Şia: İmamları ilahlaştırmak
Hariciler: Büyük günah işleyeni tekfir etmek
Modernistler: Sünneti dışlamak
Bu grupların hepsi Ehli Sünnet dışında kalır.
Sahih iman. Sahabe sevgisi. Ümmet birliği. Doğru ahiret inancı. İstikamet üzere bir hayat. Peygamber yolunda kurtuluşa ulaşma ümidi.
Çünkü o, Resulullah (s.a.v.)’in ve Ashab-ı Kiram’ın yoludur. Çünkü o, hak yoldur. Çünkü kurtuluş ondadır. Günümüzde Ehli Sünnet çizgisine sahip olmak, inançta sebat ve bid’atten korunma anlamına gelir.
Ehli Sünnet’in Önemi ve Günümüzdeki Konumu
Bugün İslam ümmetinin birçok farklı anlayış ve yorumla karşı karşıya kaldığı bir zamanda, Ehli Sünnet itikadı, hem dini korumak hem de ümmetin birliğini sağlamak açısından hayatî önem taşımaktadır. Modern fitneler, akideyi bozan düşünceler, bid’at akımları ve ideolojik yaklaşımlar karşısında Müslümanlar için en güvenli sığınak sahih bir itikattır. Bu itikadın en sağlam zemini ise Ehli Sünnet çizgisidir. Zannedersek Ehli Sünnet İtikadı ülkemiz de hem yanlış anlaşılmış hem de yanlış yaşatılmıştır?
Ehli Sünnet; şeyhlerin eteğine yapışıp onlardan bağışlanma dilemek değildir. Haksızlığa ve zulme razı gelmek demek değildir. Laik rejmin koruyucularına muhabbet beslemek değildir. Tassupçu bir ideoloji ile kendilerinden olmayanları dışlamak değildir. Müslümanları tekfir etmek değildir. Allah’ın haram kıldığı; Faiz, zina, içki, kumar ve benzeri yasakların devamı için çalışan siyasetçilere dost olmak demek değildir.
Ehli Sünnet; Aşırılıktan ve gevşeklikten uzak durmaktır. Mutedil olma, vasat-orta yolu takip etmektir. Kaynağı Kur’an ve Sünnet olup, Sahabe yolunu takip etmektir. Anarşi, terör ve masonluk gibi oluşumlardan uzak durmak demektir. İfrattan ve tefritten sakınmaktır. Yalnızca Allah’a kul olmalı ve yalnız O’ndan medet beklemektir. Hedefi Allah rızası, gayesi ise Müslümanların ve insanlığın kurtuluşuna çare aramak olmalıdır. Öyle tarikatlarda hoplayıp zıplayarak Ehli Sünnet olunmaz!
Sonuç:
Mezhep, dinde bölünme değil; İlimle yoğrulmuş bir anlama biçimidir. Mezhepsizlik ise ilimle değil, heva ile hüküm verme çabasıdır. Bugünün Müslümanı, ‘hangi mezheptenim’ sorusundan önce ‘İlimle mi yaşıyorum, keyfimle mi’ sorusunu sormalıdır. Zira mezhep sahibi olmak değil; Mezhebin ruhunu anlamak ve yaşamak esas olandır.
Ehli Sünnet itikadı, İslam’ın özüne bağlı, sünnete sadık ve cemaatle birlikte hareket eden bir ümmet idealini temsil eder. Bu çizgide yürümek, hem dünya huzuru hem de ebedi kurtuluş için en sağlam yoldur. Bu bölümde, Ehli Sünnet’in temel esaslarını, tarihi gelişimini, günümüzdeki önemini ve yanlış anlaşılmasını detaylıca inceledik. Ve gördük ki, Ehli sünnet İtikadı ne doğru yaşanmış nede doğru anlaşılmıştır!
Kaynak: Celal Yağmur’un TÜRKİYE’DE İSLAM adlı eserindendir
İslam tarihi, bir dinin doğuşundan çok daha fazlasını anlatır; inanç, toplum ve medeniyetin geçmişten bugüne…
Cumhuriyet Tarihi: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Cumhuriyet tarihi, yalnızca bir yönetim biçiminin değişimini değil, aynı…
Osmanlı Tarihi, küçük bir beylikten üç kıtaya hükmeden görkemli bir imparatorluğa uzanan etkileyici bir yolculuğu…
This website uses cookies.